(506 S. K. m. m. 79)
Taraflar arasındaki tesbit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Sivas İş Mahkemesi'nce davanın kısmen kabulüne dair verilen 28.11.1990 gün ve 279-291 sayılı kararın incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmesi üzerine;
Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 16.5.1991 gün ve 1844-4719 sayılı ilâmı:
(... Davada sonuç olarak davacının davalılar Nurettin ve Selahattin'in babası Mustafa'nın kavaklığına 1970-1988 tarihleri arasında bekçi olarak girip çalıştığı, Mustafa'nın ölümünden sonra kavaklığın az önce sözü edilen çocuklarına intikal ettiği çalışmanın bunların yanında da devam ettiği ne var ki, bu hizmetlerin Kuruma bildirilmediği ileri sürülmüş sigortalı niteliğinde olduğu iddia edilen hizmetlerin tesbitine karar verilmesi istenmektedir.
Hemen söylemek gerekirse kavaklık murislerinden davalılar Nurettin ve Selahattin'e intikal ettiği için veraset hukuku ilkeleri nedeniyle bu davalıların husumet itirazları yerinde değildir. Bundan başka tanık ifadelerine göre davacının muris Mustafa tarafından işe alındığı onun ölümünden sonra davalı varislerin yanında işine devam ettiği anlaşılmaktadır. Bu durumda murisin hak ve borçları mirasçılara geçmiş olacağından mahkemece tapudaki intikal tarihinden sonraki dönemin tesbitine karar vermekle yetinilip o tarihten önceki döneme ait tesbit isteminin reddedilmiş olması isabetsizdir. Ancak, anılan kavaklığın on sekiz sene gibi uzun bir süre kış yaz yani tam gün bekçilik yapmayı gerektirecek genişlik ve önemde olup olmadığı, 18 yıl bekçilik yapıldığı öne sürüldüğüne göre kavakların yaşının gerçekten bu iddiayı doğrulayıp doğrulamadığı araştırılmış değildir. Açıklanan bu yönler üzerinde durulmaksızın eksik araştırma ve incelemeyle karar verilmiş olması usule ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Mahkemece yapılacak iş az önce işaret edilen eksikliklerin kavaklık tesisi işinden anlayan ziraat mühendisleri arasından seçilecek bilirkişi aracılığıyla gerektiğinde yerinde yeniden keşif yapılmak suretiyle giderilmesinden sonra şayet kış yaz sürekli çalışmayı gerektiren bir iş olduğu ve davacının tüm mesaisini bu işe sarf ettiği sonucuna varıldığı takdirde davayı aynen şayet kısmi çalışmayı gerektiren bir iş olduğu anlaşıldığı takdirde çalışılan süre kadar kabul yolunda hüküm kurmaktan ibarettir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, davalılardan işverenlere ait işyerinde geçen çalışmaların tesbiti isteğine ilişkindir.
Davacı vekili, 13.6.1990 günlü oturumda, yalnızca davalılar Nurettin ve Selahattin'in yanlarında geçen çalışmalarının tesbitini istediğini, bunların murisi dönemine ait isteklerini âtiye bıraktığını bildirmiştir.
Davalılar, her ne kadar, davacının bekçilik yaptığını ileri sürdüğü taşınmaza 1986 yılında tapu ile malik olmuşlarsa da, bu yerin asıl sahibi miras bırakanları babalarının öldüğü 1981 yılından itibaren, kaydı üzerlerine geçirmeden, davacıya karşı işveren durumuna girmişlerdir.
Bu durumda, davacı vekilinin duruşma tutanağına alınan isteği gözetilmek suretiyle ve Özel Daire bozma kararında işaret edilen biçimde, miras bırakanlarının 1981 ölüm tarihi başlangıç alınarak, davacının, davalılar işyerinde geçen çalışmalarının tesbit edilmesi gerekirken, çalışma süresinin davalıların taşınmazına kayden malik oldukları 1986 yılı başlangıç yapılarak belirlenmesi doğru değildir.
O halde usul ve yasaya aykırı bulunan direnme kararı bozulmalıdır.
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy