(506 S. K. m. 79/8) (5434 S. K. m. 12, Ek. m. 11)
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Artvin Asliye Hukuku (İş) Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 5.9.1991 gün ve 1991/273-1991/307 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine;
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 19.3.1992 gün ve 1991/12639-1992/3573 sayılı ilâmı:
(... 506 sayılı yasanın 79/8. maddesinde, sigortalıların çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 10 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak tesbitini isteyebilecekleri öngörülmüştür. Davacı 1967-1971 tarihleri arası hizmetin tesbitini istediğine göre, 1971 yılından dava tarihine kadar 10 yıllık hak düşürücü süre geçmiş bulunmaktadır. Hak düşürücü sürenin işlememesi için aynı işyerinde çalışma olması gerekmektedir. Oysa, davacının 23.11.1971 tarihinden beri Emekli Sandığına tabi PTT Artvin Baş Müdürlüğünde çalıştığı anlaşılmaktadır. Bu durum karşısında, davanın hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Davacının, 1967-1971 tarihlerinde geçen ve kuruma bildirilmemiş olan çalışmalarını sigortalı hizmet olarak değerlendiren mahkeme hükmü, Özel Dairece, hizmetin son bulduğu 1971 yılı sonundan, davanın açıldığı 1991 yılına kadar, 506 sayılı Kanun'un 79/8. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü süresinin geçmiş olması nedeniyle bozulmuştur. Mahkemece halen T.C. Emekli Sandığı iştirakçisi olan davacının, geçici işçi olarak çalıştığı zamandaki hizmetlerinin, borçlanmak üzere saptanmasını amaçladığına göre, davada 506 sayılı Kanun'un 79/8. maddesinde yazılı hak düşürücü sürenin uygulanamayacağı belirtilerek önceki hükümde direnilmiştir. Karar yerinde açıkça gösterilmemiş olmakla beraber, yazılı gerekçeye göre, direnme kararına, T.C. Emekli Sandığı Kanun'una 1425 sayılı Kanunla getirilen Ek 11. madde hükmünün dayanak tutulduğu anlaşılmaktadır. Gerçekten anılan madde İştirakçilerin, 5434 sayılı Kanun'un 12. maddesinde yazılı kurumlarda, Sosyal Sigortalar Kurumuna veya Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığına tabi bulunmadan ücretli, geçici kadrolu veya gündelikli olarak geçen hizmetleri, 23.2.1965 tarihli ve 545 sayılı Kanunla, 5434 sayılı Kanuna eklenen ek maddelerdeki esas ve oranlara göre borçlandırılır hükmünü taşımaktadır. Bu hükme göre borçlanmaya esas tutulacak çalışmaların, (örneğin tarım işlerinde ev hizmetlerinde çalışmalarda olduğu gibi) Sosyal Sigortalar Kurumuna, ya da (örneğin Bütçe Kanununun D cetveline bağlı olarak geçen çalışmalarda olduğu gibi) Emekli Sandığına tabi bulunmaması önkoşuldur. Davacı, Ek 11. maddenin yollamada bulunduğu 5434 sayılı Kanunun 12. maddesinde yazılı kuruluşlardan biri olan orman idaresi nezdinde geçen çalışmalarını değerlendirmek istemiş ise de, oradaki hizmetleri inşaat işlerinde geçmiştir. İnşaat işi 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalı hizmet sayılan hizmetlerden olup, idarece bu hizmetler kuruma bildirilmediği için, davacının, sözü geçen kanunun 79/8. maddesi uyarınca 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde dava açarak bu hizmetini tesbit ettirmesi gerekir. Oysa davada bu sürenin geçirildiği ortadadır. Buna karşılık Ek 11. madde kapsamına giren çalışmalar, esasen sigortalı hizmet olarak değerlendirilemeyeceğinden hak düşürücü süre de söz konusu olamayacaktır. Burada, kanun koyucu, Emekli Sandığı iştirakçisi olan kişiye bir atıfet olarak, sigortalı sayılmayan hizmetleri borçlanmak suretiyle de değerlendirme gereğini gütmüştür.
Açıklanan maddi ve hukuksal olgular karşısında özel dairenin bozma kararına uyulması gerekirken yazılı gerekçelerle direnilmesi usul ve kanuna aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy