(743 S. K. m. 618, 657)
Taraflar arasındaki "elatmanın önlenmesi" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Aliağa Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 20.9.1990 gün ve 50-198 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine;
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 25.10.1991 gün ve 3430-8975 sayılı ilamı:
( ... Dava kadim köy merasına elatmanın önlenmesinden ibarettir. Meranın müstakilen kendisine ait olduğunu ait olduğunu ileri sürmekte, davalı köy ise müştereklik savunmasında bulunmaktadır. Yapılan inceleme neticesinde nizalı meranın taraf köyleri arasında müştereken kullanıldığı yönünde bilirkişi ve tanık beyanları bulunmaktadır. Bir köyün, diğer köyün sınırları içinde yararlandığı merası bulunabilir. Mera ve yaylak'a elatmanın önlenmesi davalarında köy hudutnamelerinin uygulanma zorunluluğu 31.5.1965 gün ve 4/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile kaldırıldığından, ihtilaf köy sınırlarının uygulanması ile çözülemez. Meranın müşterek olduğu saptandığına göre, müstakiliyet iddia eden davacı köy isteğinin yerinde olmadığı yalnız taraf köyler arasında müştereklik kabul edildiğine göre davacı köyün müşterek kullanma hakkına davalı köyün elatmasının önlenmesine karar verilmemesi doğru görülmemiştir... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
YARGITAY HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Davacı köy kendilerine ait kadim köy merasına davalı köyün el attığını ileri sürerek önlenmesini istemiştir. Çekişme konusu meranın davacı köyün idari sınırları içerisinde bulunduğu tartışmasızdır. Her ne kadar davacı köy, dava konusu meranın müstakilen kendi köylerine ait olduğu iddiasıyla temyize konu davayı açmışsa da, bu yerin taraf köylerinin müştereken yararlanmalarına bırakıldığı kesin olarak saptanmıştır. 31.5.1965 gün, 4/2 sayılı Yargıtay İnançları Birleştirme Kararı'nda da açıkça vurgulandığı üzere, bir ya da daha fazla köyün, diğer bir köyün idari sınırları içerisinde bulunan merada müşterek yararlanma hakkına sahip bulunması mümkündür.
Somut olayda ise, davalı köyün, davacı köye ait hayvanların bu yerde otlamalarına engel olduğu ve zaman zaman davacı köy hayvanlarını kendi köyüne götürecek çiftçi yi koruma kanunu çerçevesinde tahakkuk ettirdiği cezayı tahsil ederek sahiplerine da etmek suretiyle davacı köyün bu yerdeki müşterek yararlanma hakkına müdahalede bulunduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda, çekişme konusu merada taraf köylerinin müştereken yararlanma hakkı bulunması itibariyle, davacı köyün, bu yere ait müstakiliyet iddiası yerinde değildir. Ancak davacı köyün müşterek yararlanma hakkına, davalı köyün hayvanların otlamasın engel olup ceza kesmek suretiyle köye ait müşterek yararlanma hakkına el atmasının önlenmesine karar verilmesi gerekir.
Bu itibarla, açıklanan gerekçelerle Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki kararda direnilmesi doğru değildir.
O halde Usul ve Yasa'ya uygun bulunmayan direnme kararı bozulmalıdır.
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel daire bozma kararında gösterilen ve yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy