(818 S. K. m. 110) (926 S. K. m. 112)
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul 11. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde davanın kısmen kabulüne dair verilen 7.6.1990 gün ve 151365 sayılı kararın incelenmesi davacı Hazine vekili tarafından istenilmesi üzerine;
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 20.6.1991 gün ve 8273355 sayılı ilâmı:
(... Taraflar arasındaki uyuşmazlık öğrenim giderlerinden kaynaklanan alacak istemidir. Mahkeme olayda, özel bilgi ve teknik bilgiyi gerekli gördüğünden bilirkişi tetkikatına karar vermiştir. 28.3.1987 günlü ilk rapor bir banka müdüründen; 21.5.1987 günlü ikinci rapor, bir avukattan ve hükme esas alınan 26.7.1989 günlü rapor ise, biri emekli Albay olmak üzere, diğerlerinin sıfatı belirtilmeyen bilirkişi kurulundan alınmıştır. Öyle ise, bilirkişiler olayın uzmanı olarak kabul edilemez. Öte yandan Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'nın 30.3.1990 günlü yazısında borçlu H. Basri Mutlu'ya yapılan tüm giderlerin ödetilmesi gerektiği açıklanmıştır. Bu yazı içeriği ile hükme dayanak yapılan bilirkişi raporu çelişkilidir.
Bu durumda 30.3.1990 günlü yazıda bahsedilen MET yardımı hususunda uzman kişilerden oluşacak kuruldan gerekçeli rapor alınarak ayrıca kefil Hikmet Hızal'ın da B.K.nun 110. maddesinden kaynaklanan sorumluluğu nazara alınıp, hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle yeterli olmayan rapora dayanılarak hüküm kurulması Yasa'ya aykırıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Davacı Hazine, davalılardan Deniz Kd. Üsteğmen Hasan Basri Mutlu'nun yabancı uyruklu bir kadınla evlenmesi nedeni ile, 926 sayılı T.S.K. Personel Kanunu'nun 112. maddesi uyarınca istifa etmiş sayılarak 11.9.1985 tarihinde ordudan ayrılmasının Millî Savunma Bakanlığı'nca da uygun görüldüğünü, davalının yükümlülük süresi sona ermeden ayrılması gözönünde tutularak, anılan madde ve davalılardan alınan taahhütname hükümleri uyarınca yükümlülük süresinin eksik kalan kısmı ile orantılı olarak yapılmış olan öğretim masraflarının 4 katı tutarının, 11.9.1985 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsil edilmesini istemiştir.
Davalı Hasan Basri Mutlu'ya yapılan öğretim masraflarının, okul dönemi ile görevli bulunduğu komutanlıklar ve Amerika Birleşik Devletleri'nde yüksek lisans için bulunduğu dönemde Milli Bütçe'den ve A.B.D.'den sağlanan kurs ücretinden oluştuğu anlaşılmaktadır.
Yine Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'nın 30.3.1990 günlü cevabî yazısında davalı Hasan Basri Mutlu'ya, yüksek lisans için yurt dışında bulunduğu sırada A.B.D. Hükümeti'nce verilen kurs ücretinin İMET programı dahilinde ödendiği belirtilmiştir. İMET programı dahilinde yapılan bu yardım ise, karşılıklı anlaşmalara istinaden askeri personelin yurt dışında eğitim ve öğretim görmesini sağlamaya yöneliktir. A.B.D. Hükümeti'nce davalıya, yurt dışında yapılan ödeme ona karşılıksız burs verme şeklinde olmayıp, doğrudan doğruya T.C. Hükümeti'ne tahsis edilen yardım niteliğindedir. Bu itibarla da, A.B.D.'ne kursa gönderilen personelin eğitim masrafları, yapılan yardım miktarından düşünülmekte ve böylece bu ödemeler T.C. Hükümeti'ne yapılan ödeme gibi işlem görmektedir.
Davalı Hasan Basri, gerek 14.8.1971 tarihli gerekse yurtdışına giderken verdiği 14.4.1982 tarihli yüklenim senedinde, yükümlü olduğu hizmeti ifa etmeden ordudan ilişiğinin kesilmesi halinde 926 sayılı T.S.K. Personel Kanunu'nun 112. maddesinde sözü edilen masraf ve tazminatları aynen ödemeyi kabul ve taahhüt etmiştir. Bu masraf ve tazminatlar, kendisine yurt içi ve yurt dışında yapılan bütün ödemeleri kapsamaktadır. Başka bir deyişle gerek milli bütçeden ve gerekse A.B.D., Hükümeti'nce yapılan tüm ödemelerden sorumlu tutulması gerekir.
Dahili dava edilen Hikmet Hızal'ın durumuna gelince;
Bu kişi, davanın açıldığı tarihte davalı olarak gösterilmemesine rağmen bilahare davaya dahil edilmiştir. Her ne kadar usul hukukunda dahili dava diye bir müessese bulunmamakta ise de; mahkemece aleyhine hüküm verildiği halde kararı temyiz etmemek suretiyle husumeti benimsemiş bulunmaktadır. Hikmet Hızal davalı Hasan Basri'nin yurt dışına gönderilmesi sırasında 14.4.1982 tarihli yüklenim senedini imzalamıştır. Bununla davalı Hasan Basri'nin yükümünü yerine getirmemesi ve ordudan ilişiğinin kesilmesi halinde, ona yapılmış olan tüm ödemeleri müşterek müteselsil borçlu olarak ödemeyi üstlenmiştir. Onun bu taahhüdü, B.K.nun 110. maddesine dayalı garanti akdi, başka bir deyişle üçüncü şahısın fiilini taahhüt niteliğindedir. Bu nedenle Hikmet Hızal'ın da davalı Hasan Basri Mutlu gibi borcun tamamından sorumlu olması gerekir,
Mahkemece, yukarıda yapılan bütün bu açıklamalar gözetilmek suretiyle davalı Hasan Basri Mutlu ile Hikmet Hızal'ın yapılan tüm ödemelerden sorumlu olduklarının kabulü ile buna göre hüküm tesisi gerekirken, aksine düşünce ile yazılı olduğu şekilde karar verilmiş olması doğru değildir. 0 halde usul ve Yasa'ya uygun bulunmayan direnme kararı bozulmalıdır.
Davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy