(2942 S. K. m. 11, 14) (Taş Ocakları Nizamnamesi m. 4, 23)
Dava: Taraflar arasındaki bedel artırımı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kartal 2. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 11.5.1990 gün ve 1989/23691990/388 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine;
Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 25.2.1991 gün ve 288175561 sayılı ilamı:
(... Mahkemece 2 kez bilirkişi incelemesi yaptırılmış ise de arazi niteliğindeki taşınmaz mala taş ocağı olarak değer biçildiğinden bu raporu geçersizdir. Şöyle ki;
2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 11/3f maddesine göre taşınmaz malın olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelire göre değerinin biçilmesi gerekir. Taşınmaz mal kamulaştırma tarihinde taş ocağı olarak kullanıldığı iddia edilmiş ise de, taş ocağı olarak kullanılabilmesi için taş ocakları nizamnamesinin 23. maddesine göre ruhsatının alınmış olması gerekir. Yalnız taş ocağı olarak işletilmesi hali göz önünde tutulup araziye ruhsatı olmadığı halde taş ocağı olarak değer biçilmesi,
Doğru görülmemiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü;
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle taş ocakları nizamnamesinin 4. maddesinde bir kimsenin sahibi bulunduğu arazide taş ocağı açıp işletmesi halinde idareye dilekçe ile durumu ihbar etmeye mecbur olduğu hükme bağlanmıştır. Kuşkusuz ilgilinin bu müracaatı üzerine idarece nizamname gereğince diğer resmi mercilerden görüş alınıp bu yerin ruhsata bağlanabileceği aşikardır. Anılan yasal koşullar gerçekleştirilip idareye karşı mükellefiyetler yerine getirilmeden, velev ki yasal olmayan biçimde kaçak olarak taşınmazın taş ocağı olarak kullanılmakta olması, ilgilisine kamulaştırma yasasında öngörülen değer biçimde yönünden bir hak bahşedemez. Bu itibarla açıklanan gerekçelerle, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme karan bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy