(2942 S. K. m. 13, 14, 25)
Taraflar arasındaki kamulaştırma bedelinin artırılması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Üsküdar 3. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 23.10.1990 gün ve 1989/10861990/916 sayılı kararın incelenmesi davalı idare vekili tarafından istenilmesi üzerine;
Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 15.10.1991 gün ve 1991/2242230512 sayılı ilâmı:
(... Davacı kamulaştırma konusu taşınmazın ferağını 24.11.1989 tarihinde davalı idareye vermiştir. Bu ferağ sırasında kamulaştırma işlemini ve husumetin tevcih edileceği idareyi öğrenmiştir. Kamulaştırma Kanununun 14. maddesindeki 30 günlük hak düşürücü sürenin bu tarihten başlatılması gerekir. Kamulaştırma işleminin davacıya daha sonra tebliğ edilmiş olması yeni hak doğurmaz. Davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar vermek gerekirken işin esasına girilerek artırmaya karar verilmesi, doğru görülmemiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
2942 sayılı Kamulaştırma Kanunun 25. maddesinde (hakların kullanılması ve borçların yerine getirilmesi bakımından kamulaştırma işlemi mal sahibi için 13. madde uyarınca yapılan tebligatla, idare için tebligat çıkartmakla başlar) hükmü getirilmiştir. 13. madde de tebliğde kamulaştırılacak taşınmaz malın, kamulaştırmasına uygun bir plan veya ölçekli krokisi, takdir olunan kıymeti kamulaştırmanın hangi idare yararına yapıldığı ve açılacak davalarda husumetin kime yöneltileceğinin gösterilmesi öngörülmüştür.
Olayda, davacı mal sahibi, taşınmazın serbest iradesi ile bedelini alma karşılığı lehine kamulaştırma yapılan idareye tapuda ferağını vermiştir. Mal sahibi ferağ verdiği tarihte de kamulaştırma işleminin tebliği ile güdülen bildirilmesi gerekli unsurları öğrenmiş duruma girmiştir. Bu nedenlerle kamulaştırılan taşınmazın mal sahibince tapuda ferağın verilmiş olması, Kamulaştırma Kanununun 13. maddesindeki tebligatla eşanlamda değerlendirilmelidir.
O itibarla, kamulaştırılan taşınmazın tapuda ferağının verilmiş olması hali, 2942 sayılı Yasanın 25. maddesinde, kamulaştırma işleminin mal sahibi için 13. madde uyarınca yapılan tebligatla başlayacağına ilişkin hükmünün, bir istisnası olarak kabulü gerekmektedir. Kamulaştırma bedelinin artırılması isteğiyle açılacak davalar için öngörülen 30 günlük hak düşürücü sürenin de, tapuda verilen ferağ tarihi esas alınmak suretiyle hesaplanması icap edeceği kuşkusuzdur.
Bu durumda Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi doğru değildir.
O halde usul ve yasaya uygun bulunmayan direnme kararı bozulmalıdır.
Davalı idare vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA 27.5.1992 günü yapılan ilk görüşmede çoğunluk sağlanmadığı için, yapılan ikinci görüşmede oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy