(2942 S. K. m. 13, 14, 25)
Taraflar arasındaki kamulaştırma bedelinin artırılması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Baskil Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 1.3.1990 gün ve 1101192 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine;
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi'nin 4.11.1991 gün ve 2223433285 sayılı ilâmı:
(... Davacının önceden kamulaştırılan 72 hissesinden başka 648 hissesinin daha bulunduğu Tapulama Mahkemesinden hükmün kesinleşmesinden itibaren 30 gün geçmeden bu pay için de dava açtığı anlaşıldığından davanın süresinde kabulü gerekirken süre geçtiğinden söz edilerek davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Hükmün bu nedenle bozulması gerekirken onandığı bu defa yapılan incelemeden anlaşıldığından davacı vekilin karar düzeltme isteminin kabulüyle hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle bozulması gerekir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Davacının kamulaştırma konusu taşınmazda, kamulaştırma kararı kendisine tebliğ edilen 27 pay dışında 648 payı daha vardır. Her ne kadar 648 payı yönünden, bu payın, tapulama mahkemesince verilen karar sonucu adına hükmen tescilini takiben, kesinleşmeden itibaren 30 günlük süreyi geçirdikten sonra dava açmış ise de, anılan 648 pay ile ilgili olarak kamulaştırma kararı gerek ilgililerine ve gerekse davacıya tebliğ edilmiş değildir. Oysa hakların kullanılması ve borçların yerine getirilmesi bakımından kamulaştırma işleminin mal sahibi için 13 ncü madde gereğince yapılan tebligatla, idare için tebligata çıkartmakla başlayacağı, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 25 nci maddesi hükmü gereğidir.
O itibarla, açıklanan gerekçelerle davanın süresinde kabulü ile işin esasına girilerek taraf iddia ve savunmaları çerçevesinde değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekir. Bu husus gözetilmeksizin davanın süresinde açılmadığı görüşü ile red edilmesi doğru değildir.
O halde Usul ve Yasaya uygun bulunmayan direnme kararı bozulmalıdır.
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy