(6570 S. K. m. 7/d)
Taraflar arasındaki tahliye davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Keşan Sulh Hukuk Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 17.12.1991 gün ve 502-747 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine;
Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 4.2.1992 gün ve 1135-1529 sayılı ilâmı:
(... 1 - İşyerine ilişkin tahliye davalarında ihtiyaçlının kirada olması halinde ihtiyacın kabulü için ihtiyaçlının ya tahliye tehdidi altında bulunması veya kiralananın yapılacak iş için daha üstün nitelikte, hiç olmazsa çalışılan yerle eş değer vasıfta bulunması gerekir. Eş değerlik halinde mülkiyet hakkının üstünlüğü nazara alınarak aynı işin kiralananda yapılmasında ihtiyaçlının tercihi esas alınır. Tehdit ve üstünlük koşullarından birinin varlığı ihtiyacın kabulü için yeterlidir. İkisinin bir arada bulunması gerekmez.
Tahliye tehdidinin varlığı ileri sürülmemişse mahkemece bu cihet re'sen araştırılmaz. Çünkü mahkemenin ileri sürülmeyen bir husus hakkında inceleme yapması mümkün değildir. Ancak açıkça kiralananın üstün vasıfta olduğu belirtilmese dahi ihtiyaç iddiasının içinde bu isteğin varlığını kabul etmek gerekir. Üstünlük vasfı uzman bilirkişi aracılığı ile halen ihtiyaçlının çalıştığı yer ile kiralananda keşif yapılarak yapılacak iş yönünden her iki işyerinin kıyaslaması suretiyle saptanır.
Olayımızda: Davacılar davalının icarındaki ve bankanın Keşan şubesi olarak kullanmakta bulunduğu yer içinde kalan 13 bağımsız bölüm numaralı dükkanı yeni iktisap ettiklerini ve o yerde kuyumculuk işlerini sürdüreceklerini ileri sürerek tahliye istemişlerdir. Davacıların hali hazırda kuyumculuk işlerini kiraladıkları bir başka dükkanda sürdürdükleri anlaşılmaktadır. Davacılar o yeri tahliye etmeleri hususunda tehdit altında bulunduklarını iddia etmişlerdir. Bu konuda şahitlerin bilgileri de yoktur. Mahallinde yapılan keşifte davacıların mevcut işyerleri ile davacılara ait kiralanan kesiminin mukayesesi yapılmadığından dava konusu yerin üstün nitelikte veya en az aynı durumda olup olmadığı anlaşılmamaktadır. Bu husus araştırılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde tahliye kararı verilmesi isabetsizdir.
2 - Kabule göre de; davacılar yeni satın aldıkları 13 bağımsız bölüm numaralı dükkanın tahliyesini istemişlerdir. O yerin kiralananın bir bölümünü teşkil ettiği o yerin davada taraf olmayan Mustafa Orhan ve Belediyeye ait bölümlerle birlikte tek hacim olarak kullanılmakta olduğu keşfen saptanmıştır. İhtiyaç iddiasının sübutu halinde taleple bağlı kalınarak kiralananın davacılara ait ve krokide işaretlenmiş kesiminin tahliyesine karar vermek gerekirken dava konusu olmayan ve davacılarla ilgisi bulunmayan kesimlerin de tahliyesine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle uyuşmazlığın niteliğine göre, davacıların fiilen kullandıkları iş yerleri ile boşaltılması istenilen kayden malik oldukları 13 bağımsız numaralı dükkan arasında davacıların yaptıkları iş itibariyle nitelik mukayesesinin yapılması gerektiği ancak, bunun istenilmesine rağmen, bilirkişi raporunda bu hususa yer verilmediği mahkemenin de kabulünde olduğu cihetle Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA ilk görüşmede çoğunluk sağlanamadığı için yapılan ikinci görüşmede oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy