(818 S. K. m. 260)
Dava: Taraflar arasındaki tahliyedavasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 13. Sulh Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 30.1.1992 gün ve 1992/10- 1992/56 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine;
Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 30.3.1992 gün ve 4148-4568 sayılı ilâmı:
(... Temerrüdün gerçekleşmesi için belli, vadesi gelmiş bir kira alacağının ihtara rağmen yasal süre içinde ödenmemesi gerekir.
Olayımızda; taraflar arasındaki 1.11.1990 başlangıç tarihli 1 yıl süreli kira sözleşmesine göre aylık kira net 650.000 TL'dir Hususi şartların 5. maddesinde (ödenmekte olan aylık kira paralarının daha önceden herhangi bir ikazda bulunmaya ve ihtarname keşidesine mahal kalmaksızın kira dönemi sonunda D.İ.E.'nin tespit edeceği toptan eşya fiyatları artışı oranında kira paralarının artırılmış olacağını taraflar peşinen kabul etmişlerdir). denilmektedir. Davacı bu artış oranının % 54,1 olduğunu belirterek temerrüt ihtarı keşide etmiş, ödenmeyince de işbu davayı açmıştır. Davalı, kira artışını sözleşmedeki özel hükümlere göre artırarak 800.000 TL. gönderdiğini, önceden belirlenmiş bir oran bulunmadığını savunmuştur. Bu durumda; davacı ile davalı arasında temerrüt ihtarına konu ay kira parasının miktarında ihtilaf bulunmaktadır. Bu nedenle kira parasının belirgin olduğu kabul edilemez. Böyle olunca da temerrüt olgusu gerçekleşmiş sayılamaz. Bu yön nazara alınarak tahliye davasının reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabul kararı verilmesi usul ve Yasa'ya uygun bulunmadığından hükmün tahliyeye ilişkin kısmının bozulması icap etmiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara; bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve Yasa'ya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy