(818 S. K. m. 256)
Taraflar arasındaki tahliye davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Edirne 2. Sulh Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 6.5.1992 gün ve 1991/1010- 1992/308 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine;
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 7.7.1992 gün ve 8306-8708 sayılı ilâmı:
(... Akte aykırılık nedeniyle açılan tahliye davalarında akde aykırılığın giderilmesi için önceden kiracıya süreli ihtar tebliğ edilmesi, kiralananın akde uygun hale getirilmesinin istenmesi ve bunun neticesiz kalması şarttır.
Olayımızda; davacı davalının kiralananı sözleşmeye aykırı olarak, 3. şahsa ait dükkanla birleştirmemesi için ihtar tebliğ ettirdiği halde birleştirdiğini böylece akde aykırı hareket ettiğini ileri sürerek taşınmazın tahliyesini istemiştir,
Davalı akde muhalif bir durum olmadığından davanın reddini savunmuştur.
Mahkeme akde aykırılık olgusunun varlığını kabul ederek kiralananın tahliyesine karar vermiştir.
Yukarıda belirtildiği şekilde akde aykırılık nedeniyle açılan tahliye davalarında tahliye kararı verilebilmesi için süreli ihtar gönderilmesi ve bunun neticesiz kalması gerekir. Davacı davalıya ihtar göndermişse de gönderdiği bu ihtarında kiralananla bitişiğindeki üçüncü şahsa ait dükkanın arasındaki duvarın kaldırılmamasını, kaldırılması halinde bütün yasal yolları kullanarak el atmanın önlenmesi ve tazminat davaları açacağını bildirmiştir. Bu ihtar akde aykırılık olgusu gerçekleşmeden keşide edilmiş olup bir ihbar niteliğindedir. Akde aykırılık henüz meydana gelmeden çekilen ihtarla da bir süre verilmesi de mümkün değildir. Bu durumda davacı tarafından davalıya süreli bir ihtar gönderildiği kabul edilemez. Eski hale getirilmesi mümkün, tadilat fena kullanma da sayılamaz. Bu nedenle davanın reddine karar vermek gerekirken yazılı şekilde tahliye kararı verilmesi usul ve Kanuna aykırıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; Mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, akde aykırılık nedeniyle kiralananın boşaltılması istemine ilişkindir.
Bu hukuki sebebe dayalı olarak açılan davanın olumlu sonuçlanabilmesi için, öncelikle kiracıya akde aykırı davranışını düzeltmesini teminen makul bir süre öngören ihtar gönderilmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması gerekir. Ancak B.K.nun 256/2. maddesinde ise kiracının, kiralanana açıktan fena kutlanarak daimi bir zarar vermesi halinde süreli ihtara gerek olmaksızın akdin hemen feshinin istenebileceği hükme bağlanmıştır.
Somut olayda, davalı, kiralananın bitişiğinde bulunan dava dışı bir şahsa ait taşınmazla aradaki duvarı kaldırmış ve tedbir kararı üzerine komşu taşınmazı kullanmakta olan kişi, ara duvarı yeniden örmüş ancak çekişmeli kiralanan yönündeki duvar sıvasız kalmış kiralanan eski hale getirilmemiştir.
Davalı kıracının, bu eyleminin kiralananın açıktan kötü kullanılması olarak değerlendirilmesinin yerinde olacağı aşikârdır. Bu halde de kiracıya süreli ihtar çekilmesine gerek yoktur. O itibarla yerel mahkemece mevcut delillerin değerlendirilmesi suretiyle kötü kullanma olgusunun gerçekleştiği kabul edilerek kiralananın boşaltılmasına karar verilmesi doğrudur. O halde usul ve Yasaya uygun olan direnme kararı onanmalıdır.
Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA, ikinci görüşmede oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy