(743 S. K. m. 641) (3402 S. K. m. 20, 45) (6831 S. K. m. 1) (1086 S. K. m. 275)
Dava: Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Vakfıkebir Kadastro Mahkemesince davanın reddine dair verilen 16.2.1990 gün ve 1988/7-1990/21 sayılı kararın incelenmesi davacı temsilcisi tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 7. Hukuk dairesinin 10.9.1990 gün ve 10035-9702 sayılı ilâmı
(... Mahkemece taşınmazın tapu kaydı kapsamında kaldığı tarım arazisi ya da özel orman olduğu gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de bilirkişi kurulu raporunda tapu kapsamı olan taşımazın orman olduğunu açıklamışlardır. Tapu kaydı ise tarla niteliğindeki taşınmazla ilgili olarak oluşturulmuştur. Bu itibarla; rapor tapu kaydının türüne aykırı oluşturulmuştur. Bu itibarla; rapor tapu kaydının türüne aykırı düşmüştür. Ne var ki, tapu kaydını uygulayan bilirkişilerin sözleri tapu kayıtlarındaki sınır yerlerini belirlemeye yeterli olmadığı gibi tüm komşu parsel tutanakları ve onların dayanağı olan ve belgeler getirtilip o kayıt ve belgelerde nizalı taşınmaz ya da oluşturduğu bütün ne şekilde sınır gösterildiği saptanılmak suretiyle denetleme yapılamamıştır. Böylesine bir araştırma ile taşınmazın tapuda kayıtlı olduğu ve özel orman diyen bilirkişilerin raporuna aykırı olarak tarım toprağı biçiminde de nitelendirilmede olanaksızdır. O halde, mahkemece biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyeceği göz önünde tutularak aynı alanda bulunan ve orman olduğu ileri sürülen taşınmazlara ait dava dosyaları usulün 45/3. maddesi hükmünce birleştirilmeli, ormana nerede ve ne şekilde sınır olduğunu gösterir birleşik harita yaptırılmalı, bu alanda içindeki tüm komşu parsel tutanakları da kayıt ve belgeleri ile birlikte getirtilmeli, ondan sonra dayanılan tapu kaydı 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 20 maddesi hükmünce uygulanmalı tapu kaydında gösterilen doğal ve yapay sınırlar saptanmalı, birleşik haritaya işaret ettirilmeli, sınırlar değişebilir nitelikte ise tapu kaydına yüzölçümü ile kapsam belirlenmeli, komşu kayıtlarla denetleme yapılmalı, fen bilirkişiden krokili ve açıklamalı rapor alınmalı, tapu kaydının taşınmazın tümünü ya da bir bölümünü kapsayıp kapsamadığı belirlenmeli, tapu kaydı kapsamında kalan taşımaz bölümü yönünden Orman Kanunu'nun 1/f maddesi ve dışında kalan bölümün ise diğer fıkralar uyarınca olanak bulunduğu takdirde bilimsel alanda görev yapan üç kişilik orman bilirkişi aracılığı ile orman araştırması yapılmalı ve taşınmazın orman olup olmadığı saptanmalı, bu araştırmada eski raporlar ve çevre arazi durumu ve bitki örtüsü gözlenmeli ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu yönler göz ardı edilip taşınmazın tarım toprağı ya da özel orman şeklinde tanımlanarak ve tapu kaydına dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Davacı Orman İdaresi tapulamaca tapu kaydına dayalı olarak çalılık niteliğinde olduğu gösterilmek suretiyle davalı adına tespit edilen dava konusu 595 parsel sayılı taşınmazın devlet ormanı sayılan yerlerden olduğunu ileri sürerek itiraz etmiştir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu bölgede orman kadastrosu yapılmadığı hususu tartışmasızdır. Bu durumda bir yerin orman sayılan yerlerden olup olmadığını serbest orman mühendisleri aracılığı ile belirlenmesi gerekir. Bu belirlemede getirtilecek Memleket haritası, mevcut hava fotoğrafları ve amenajman planlarından yararlanılması icap eder. Bu belgeler ışığında taşınmazın toprak karakteri, bitki örtüsü, çevresi, meyil oranı ve diğer bilimsel faktörlerin değerlendirileceği de kuşkusuzdur. Gerek temyize konu dava dosyası gerekse Hukuk Genel Kuruluna intikal eden emsal nitelikteki dava dosyalarından aynı alanda küçük yüzölçümleri halinde bulunan birçok parselle ilgili olarak orman idaresince bu yerlerin devlet ormanı bulunduğu savı ile tespite itiraz davalarının açıldığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla olaydan sağlıklı bir çözüme ulaşılabilmesi için tek parselle bağlı kalınmaksızın bütün çevrenin birlikte ele alınması incelemenin bu bütün içinde yapılıp sonuca ulaşılması ve uygulamayı izlemeye yeterli birleşik harita düzenlenmesi yerinde olacaktır. Mahkemece her ne kadar uzman bilirkişi aracılığı ile inceleme yapılmışsa da verilen raporlar içeriği itibariyle çekişmeli taşınmazın devlet ormanı olup olmadığı hususunda yeterli kanaat vermekten uzak bulunmaktadır. Zira taşınmazda kısmen orman ağaçları bulunduğu ifade edilmekte, yüksek yüzde de meyil gösterilmekte ağaçların otuz yaşlarında olduğu, ifade ile 4785 sayılı Yasa ile Devletleştirilen 5658 sayılı Yasa ile iadeye tabi olmayan sonuç olarak da orman sayılmayan yerlerden olduğu mütalaasında bulunulmaktadır. Gerekçeden yoksun kanaat vermekten uzak yüzeysel değerlendirme mahsulü olan bilirkişi raporunun yeterli kabulü mümkün değildir. Bu durum Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararında gösterilen ve yukarıda açıklanan biçimde orman araştırılması yapılması bu arada tespite esas alınan davalı dayanağı tapunun tesisinde itibaren tüm geldilerinin getirtilmesi yerel bilirkişi aracılığı ile uygulanması ve tüm delillerin birlikte değerlendirilecek hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekir. Bu hususlar gözetilmeden önceki kararda direnilmesi doğru değildir. O halde Usul ve Yasa'ya uygun bulunmayan direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı temsilcisinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy