(3402 S. K. m. 9, 13)
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Hacıbektaş Kadastro Mahkemesince davanın reddine dair verilen 16.5.1986 gün ve 1985/101 E-1966/35 K.sayılı kararın incelenmesi davacı Hazine vekili tarafından istenilmesi üzerine;
Yargıtay 7.Hukuk Dairesi'nin 29.6.1990 gün ve 1986/21573 E. 1990/8387 K. sayılı ilamı:
(... Taşınmazın Hazine'ye ait tapu kaydının kapsamında kaldığı mahkemece yapılan keşif ve uygulama ile saptanmıştır. Mahkemece taşınmazın öncesinin köy boşluğu olduğu, köy muhtarı tarafından 1948 tarihinde satıldığı, o tarihten beri davalı tarafın zilyetliğinde bulunduğu gerekçe gösterilerek taşınmazın davalı zilyet adına tapuya tesciline karar verilmiş ise de; Hazine adına tapuda kayıtlı olan taşınmazın zilyetlikle iktisabı olanaksızdır. Diğer yandan, köy muhtarının Hazine'ye ait köy içi boşluğu satma yetkisi bulunmadığından ve davalının 948 yılında başlayan zilyetliği Hazine adına tapu kaydının oluşturulduğu tarihe kadar 20 yıla ulaşmadığına göre bu yönler göz önünde tutularak davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın Hazine adına tapuya tesciline karar vermek gerekirken, yanlışa düşülerek yazılı biçimde hüküm kurulması isabetsizdir...)
gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, mahkeme kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle dava konusu taşınmazın Hazine'ye ait tapu kayıtlarının kapsamında kaldığı, mahkemece yapılan keşif ve uygulama ile saptanmıştır. Ancak 2.11.1960 tarihinde mal müdürü, tahrirat takibi, Tapu sicil memuru ve Belediye'den tensip edilen kişi ile oluşturulan komisyonca açık artırma suretiyle bu yer satılıp teslim edilmiştir. Açık artırma suretiyle yapılan bu satış hukukça değer taşır. Bu durumda Hazine tapu kaydına dayanarak hak iddia edemez. Davalı taraf yararına edinme koşullarının da gerçekleştiği mahkemece toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiş olduğuna göre, Usul ve Yasa'ya uygun bulunan direnme kararının onanması gerekir.
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA, Harçlar Kanunu'nun değişik 13. maddesinin (j) bendi gereğince harç alınmamasına, yapılan ikinci görüşmede oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy