(3402 S. K. m. 30) (766 S. K. m. 54)
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Mersin Kadastro Mahkemesince davanın reddine dair verilen 26.9.1990 gün ve 1990/32-306 sayılı kararın incelenmesi davacı idare tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 7.Hukuk Dairesi'nin 1.3.1991 gün ve 1991/3153-2603 sayılı ilâmı;
(...Dava konusu taşınmazın tespitten önce kesinleşen orman tahdit harita ve tutanağı kapsamı dışında kaldığı, mahkemece yapılan keşif ve uygulama, uzman bilirkişi raporu, toplanıp değerlendirilen diğer delillerle belirlenmiştir. Bu nedenlerle orman idaresinin diğer temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14.maddesinde, bir kişinin aynı çalışma alanı içinde sulu toprakta 40 dönüm, kuru toprakta 100 dönüm taşınmaz edinebileceği öngörülmüştür. Mahkemece bu yönde bir araştırma yapılmamış, tespit tutanağı içeriği ile yetinilmiştir. Oysaki, aynı kişinin tespit tutanağına yansımayan başka taşınmaz edinmesi mümkün olduğu gibi, kişinin belgesiz zilyetlikle edindiği başka taşınmazlar varsa bunların yasal anlamda kuru ya da sulu toprak olup olmadığının da belirlenmesi gerekmektedir. O halde, mahkemece, Kadastro Müdürlüğü, Tapu Sicil Müdürlüğü ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğü'nden sorularak davalı tarafın belgesiz zilyetlikle edindiği taşınmazlar 40 dönümden fazla ise bu taşınmazların köy hizmetleri İl Müdürlüğü ve Devlet Su İşleri'nden sorularak 3083 sayılı Kanuna göre devlet tarafından sulanan arazi olup olmadığının belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken böylesine bir inceleme yapılmamış olması isabetsizdir...)
gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Kadastroca, kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği esas alınmak suretiyle davalı adına tespit edilen dava konusu 9270 m2 yüzölçümlü 130 ada 2 parsel sayılı tarla nitelikteki taşınmazın, orman tahdit alanı dışında kaldığı ve orman sayılan yerlerden olmadığı uzman bilirkişi aracılığı ile orman tahdit haritası uygulanmak suretiyle yapılan keşif sonucu kesin olarak saptandığı gibi, Özel Daire ile mahkeme arasında da bu konuda bir görüş aykırılığı mevcut değildir.
3402 sayılı Kadastro Kanunu mülga 766 sayılı Tapulama Kanunu'nun kadastro mahkemelerince gerçek hak sahibinin araştırılıp belirlenmesine olanak sağlayan geniş kapsamlı 54. maddesi paralelinde bir hüküm taşımamaktadır. Bu hükme 3402 sayılı Yasa'nın 30.maddesinde daraltılarak yer verilmiştir. Somut olayda ise uyuşmazlığın niteliğine göre 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 30/2.maddesinde öngörülen, Hâkimin re'sen lüzum gördüğü diğer delilleri toplaması ve sonucuna göre hüküm vermesini gerektirecek hallerden biri mevcut değildir.
Bu itibarla yerel mahkemece mevcut delillerin değerlendirilmesi suretiyle kurulan hüküm doğrudur. O halde, Usul ve Yasaya uygun olan direnme kararı onanmalıdır.
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy