(3402 S. K. m. 9, 20)
Dava: Taraflar arasındaki tespite itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Mersin Kadastro Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 13.5.1987 gün ve 1981/878- 1987/150 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine;
Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 11.11.1991 gün ve 1987/17585-1991/14537 sayılı ilamı:
(... Dava konusu taşınmazların, bitişik dava dışı 253, 254 sayılı parsellere revizyon gören tapu kaydı yüzölçümü fazlası olduğu, orman sayılan yerlerden bulunmadığı ve davacı taraf yararına zilyetlikle edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de, dava dışı komşu 253, 254 sayılı parsellere revizyon gören tapu kaydında çekişmeli parsellerin bulunduğu yön Çamlı Bayır olarak sınır gösterilmiştir. Eylemli durumda da bu sınırda orman bulunmaktadır. Hal böyle olunca tapu kaydı yüzölçümü fazlası olan dava konusu parsellerin ormandan kazanıldığının kabulü gerekir. Ormanlar üzerinde sürdürülen zilyetlik hukukça değer taşınmaz ve resmi kayda ve eylemli duruma aykırı düşen bilirkişi sözlerine değer verilemez. Mahkemece bu yönler göz önünde tutularak taşınmazların orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Davacının iddiasına dayanak yaptığı dava dışı 253-254 parsellere revizyon gören tapu kaydının kuzey ve doğusu Çamlı Bayır hududunu okumaktadır. Taşınmazın doğu yönünde fiilen Orman, batı sınırında ise tapulama hariç bırakılan taşlık, çalılık ve kayalık mevcuttur. Kural olarak Çamlı Bayır sınırı genişletilmeye elverişli ve değişebilir niteliktedir. Bu sınırları okuyan kaydın kapsamı da yine miktarı ile geçerli olmak gerekir. Kaldı ki olayda Orman sınırlandırması da kesinleşmiş değildir. O itibarla Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır, Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy