(818 S. K. m. 18)
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Hayrabolu Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 24.5.1990 gün ve 244172 sayılı kararın incelenmesi davalılar tarafından istenilmesi üzerine;
Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 12.2.1991 gün ve 7592245 sayılı ilâmı:
(... Mahkemece bu taşınmazların muris Tahsin'den mal kaçırmak amacıyla davalılardan Ahmet'e satıldığı kabul edilmiş ise de dinlenen bilirkişi ve tanıklar muvazaa hakkında bir beyanda bulunmamışlar, hatta bu konuyu bilmediklerini ifade etmişlerdir. Bu durumda uyuşmazlığın 1974 tarihli içtihadı birleştirme kararı çerçevesinde ispat edilmiş olduğu kabul edilemez. Muris Tahsin tapu ile davalılardan Ahmet'e satış yaptığına ve bu satışın muvazaaya dayandığı da kanıtlanamadığına göre 1142, 1630, 1439, 1638 ve 33 parseller hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir. Aksine düşüncelerle yazılı şekilde hüküm verilmiş olması isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, muvazaa hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Bu husus, davacılar vekilince verilen 10.10.1989 havale tarihli dilekçe içeriğinden de duraksanmayacak biçimde anlaşılmaktadır.
Davacılar, eski malik miras bırakan Tahsin Balkan'ın kendisinden önce ölen kızının çocukları, davalılardan Ümmü murisin kızı, diğer davalı Ahmet ise, Ümmü'nün eşidir.
Dava konusu taşınmazların 1965 yılında miras bırakan Tahsin tarafından tapuda davalılara satış suretiyle temlik edildiği, satıştan 10 yıl sonra 1975 yılında başlanan tapulama sırasında bu yerlerin tapu kayıtlarına istinaden davalılar adına tesbit edildiği, murisin 1986 da öldüğü, temyize konu davanın ise 1988 yılında açıldığı, dosyaya getirtilen kayıt ve belgelerden anlaşıldığı gibi, taraflar arasında da tartışma konusu değildir.
Tüm dosya içeriğine göre, davalılar adına bulunan tapuların oluşmasının muvazaa ile illetli bulunduğu ve ortada gerçek satış değil bağış olduğu, temlikin davacıları, miras haklarından mahrum bırakmak ve kendilerinden mal kaçırmak amacıyla yapıldığı kanıtlanabilmiş değildir.
Bu durumda, Özel Daire'nin, olayda 1.4.1974 gün 1/2 sayılı Yargıtay İnançları Birleştirme Kararı çerçevesinde, iddiasının kanıtlanmadığına işaretle davanın reddi gerektiğine değinen ve Hukuk Genel Kurulunca da aynen benimsenen bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. O halde direnme kararı bozulmalıdır.
Davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenden dolayı BOZULMASINA bozmada oybirliği nedeninde oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy