(3402 S. K. m. 14) (1136 S. K. m. 164)
Dava: Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Çerkezköy Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 28.6.1990 gün ve 106-128 sayılı kararın incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmesi üzerine;
Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 15.10.1991 gün ve 17796-13963 sayılı ilamı:
(... 3402 sayılı Kanunun 14. maddesi hükmüne göre zilyetliğin bu Kanunda yazılı belgelerden birisi ile ispatı yoluna gidilemeyen hallerde zilyedin kazanabileceği miktar sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönümü geçemeyecektir. Taşınmaz davacıya satış yoluyla intikal ettiğine ve satış tarihi ile dava tarihi arasında iktisabı sağlayan sürenin geçmediği belirlendiğine göre taşınmazın 3083 sayılı Kanun hükümlerine göre kuru veya sulu toprak niteliğinde olduğu araştırılıp belirlendikten sonra 3402 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren açılan dava sonunda veya sair nedenle satıcı adına bu yolla tescil edilmiş taşınmaz veya taşınmazlar var ise bunların miktarlarının, çalışma alanlarının, tescil tarihlerinin tapu dairesinden sorulup belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken mahkemece bunlardan zuhul ve eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm verilmiş olması isabetsiz olduğu gibi kabule göre de; keşifte dava konusu taşınmazın dava tarihindeki değeri dava dilekçesinde gösterilen miktardan fazla olduğu belirlenmiş olmakla beraber noksan harç tamamlanmadığına göre davacı yararına dava dilekçesinde gösterilen peşin harcı alınmış değer üzerinden vekalet ücreti takdiri gerekirken peşin harcı tamamlanmamış keşifteki değer üzerinden vekalet ücreti takdiri dahi isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy