(743 S. K. m. 633)
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kayseri 1.Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 15.11.1990 gün ve 337-857 sayılı kararın incelenmesi Davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 8.Hukuk Dairesi'nin 18.11.1991 gün ve 20887-15767 sayılı ilâmı; (...Dava konusu edilip iptal ve tescile karar verilen 1024, 1290 ve 1519 parsel numaralı taşınmazlar 4753 sayılı Yasa uyarınca yapılan toprak tevzi komisyonu çalışmaları sırasında Hazine adına belirtilmiş ve 01.02.1966 tarih 289, 350 ve 408 numaralar ile tapuya tescil edilmiştir. Bu yerler vilayetin 05.12.1968 tarih ve 300 sayılı dağıtım onayı ile dava dışı M. Aygördü ve M. Durukan isimli üçüncü şahıslara tevzii edildiği 23 nolu Toprak Tevzii Komisyonu Başkanlığı'nın 27.11.1969 tarihli karşılık yazılarından anlaşılmaktadır. Dağıtım cetvelleri tapuda henüz işlem görmemekle beraber dağıtım cetvelleri onaylanmış olmakla taşınmazlar Hazine'nin mülkiyetinden çıkmıştır. 27.01.1954 tarih ve 4/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'na göre dava konusu taşınmazlar gerçek kişilere tahsis edilmiş olmakla bu tahsisten sonra açılacak ayın davaları dinlenemez. Şartlarının varlığı halinde ancak Hazine aleyhine açılacak tazminat davasına konu olabilir. Bu açıklamalar ışığında davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
YARGITAY HUKUK GENEL KURULU KARARI:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle usulüne göre yapılıp tamamlanan dağıtım ile dağıtım konusu çekişmeli taşınmazın mülkiyeti dağıtılan kişilere geçmiştir. Daha sonra lehine tevzi yapılan kişilerin bu taşınmazları teslim almaktan kaçınmaları üzerine, toprak tevzi komisyonunun 21.11.1972 gün ve 361 sayılı kararı ve vilayetin 24.11.1972 tarihli onayı ile tevzi iptal edilmiş ve taşınmazın mülkiyeti tekrar Hazine'ye dönmüştür. Görüleceği gibi komsiyonun iptal kararı üzerine mülkiyetin tekrar Hazine'ye geçmesi 4753 sayılı Kanun'a göre değil, değişik bir sebebe dayanmış olmaktadır. Bu itibarla davacıların iptal ve tescil davası açmaları mümkün bulunmamaktadır. Ancak, Hazine adına belirtme tarihine kadar koşulları mevcutsa zilyetliklerinin tespitine karar verilmesi gerekeceği kuşkusuz bulunduğuna göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına bu nedenle uyulmak gerekirken, Önceki kararda direnilmesi Usul ve Yasa'ya aykırıdır. Direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy