(3402 S. K. m. 12, 46)
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kulu Sulh Hukuk Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 18.3.1991 gün ve 1990/143-1991/59 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine;
Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 14.10.1991 gün ve 8279-13830 sayılı ilamı:
(... Taşınmazlar devletin hüküm ve tasarrufları altında bulunmaları nedeniyle 1962 yılında Hazine adına belirtilmiş ve daha sonra da tescil edilmişlerdir. Bu tür taşınmazlar hakkında belirtme tarihine kadar geçen zilyetliğe dayanılarak dava açılması 1073 sayılı Kanun ile 766 sayılı Tapulama Kanunu'nun geçici 3. maddesindeki şartlar çerçevesinde mümkün bulunmakta idi. 766 sayılı Tapulama Kanunu'nun geçici 3. maddesine göre tapulama kanununun yürürlüğe girmesinden itibaren 10 yıl içerisinde bu davanın açılabileceğini kabul etmek gerekir. Bundan sonra hak düşürücü süre ortaya çıkar. 3402 sayılı Kanunun 46. maddesi ile bu tür davalar için iki yıllık ek süre getirilmiş olup bu sürenin başlangıcı 3402 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihtir. Bu tarihten itibaren iki yıl içerisinde bu dava açılmış olsa idi, şüphesiz genel esaslar çerçevesinde davanın görülmesi mümkün olacaktı. Ne var ki davacı 46. maddede öngörülen süreyi geçirmiş ve 11.5.1990 tarihinde bu davayı açmış bulunmaktadır. Dairemizin kökleşmiş uygulamasına göre bu durumda anılan davanın dinlenme olanağı bulunmamaktadır. Bu sebeple davanın reddine karar verilmesi gerekirken değişik düşüncelerle yazılı şekilde hüküm verilmiş olması isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü.
Dava, 4753 sayılı Yasa uyarınca davalı Hazine adına oluşturulan tapunun zilyetlik Hukuksal sebebine dayalı iptal ve tescil istemine ilişkindir.
Dava konusu taşınmaz, toprak tevzi komisyonunca 1962 yılında davalı Hazine adına belirtilmiş ve 1963 yılında tapuya tescil edilmiştir. Temyize konu dava ise 1990 yılında açılmıştır. Yerel Mahkeme ile Özel Daire arasındaki uyuşmazlık bu istekli davaların açılmasının hak düşürücü süreye tabi olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Hemen belirtmek gerekir ki iptali istenen davalı tapusu 4753 sayılı Kanunun hükümlerine göre oluşturulmuştur, 5602 sayılı Kanununda yer alan hükümler ve tescil ile ilgili bulunmamaktadır. Hal böyle olunca 766 sayılı Tapulama Kanununun geçici 3. maddesinin son fıkrasına göre hak düşürücü süreye tabi tutulması mümkün değildir. Çünkü 4753 sayılı Çiftçiyi Topraklandırma Kanununa ek madde ilavesi ile ilgili bulunan 1073 sayılı Kanunda, (Çiftçiyi Topraklandırma Kanunun 13. maddesinin uygulanmasında 766 sayılı Tapulama Kanun'un mülkiyet hakkının tesbitindeki esaslara ilişkin 33, 37, 42 ve 43. maddelerinin kayıt malikleri ve zilyetlik hakkındaki hükümlerine uyulur, toprak komisyonlarında Devlet arazisi olarak belirtilen ve Hazine adına tesbit edilmiş bulunan yerler şartları mevcut ise 766 sayılı Tapulama Kanunun geçici 3. maddesi uyarınca zilyetleri adına tescil edilmek üzere dağıtım dışı bırakılır) şeklinde yer alan hükümlere uygulanması hak düşürücü süre ile sınırlandırılmamış ve Tapulama Kanun'un geçici 3. maddesinde yer alan 10 yıllık hak düşürücü süreye bir göndermede bulunmamıştır. Nitekim H.G.K. nun 29.2.1984 gün 1981/8-1143 E, 1984/176 K. sayılı ve 29.4.1992 gün 1992/8-184 E, 1992/274 K. sayılı kararında da aynı görüş benimsenmiştir.
Bu durumda yerel mahkemenin uyuşmazlığın niteliğine göre davanın açılmasının hak düşürücü süreye bağlı olmadığına ilişkin direnmesi yerindedir. Ne var ki Özel Dairece işin esasına yönelik temyiz itirazları incelenmemiş olduğundan dosya bu konuda gerekli tetkikat için Özel Dairesine gönderilmelidir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davanın açılmasının hak düşürücü süreye bağlı olmadığına ilişkin direnmesi uygun olup işin esasına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 8. Hukuk Dairesine gönderilmesine, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy