(743 S. K. m. 586)
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İskilip Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 31.10.1989 gün ve 1989/209-463 sayılı kararın incelenmesi bir kısım davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine;
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 18.6.1990 gün ve 1990/1373-10689 sayılı ilamı;
(... Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli bulunmamaktadır. Dip muris Mustafa K.'nin 26.12.1947 tarihinde öldüğü 8.9.1967 tarihli veraset ilamında belirtildiği halde, tanıklardan Hüseyin K. ifadesinde Mustafa'nın 1938 yılında öldüğünü ve ölümünden 6 ay sonra taksimin yapıldığını ifade etmiştir. Veraset ilamındaki tarih ile tanığın bildirdiği tarih arasındaki aykırılık üzerinde durulmamış, bir kısım mirasçılar taksim sırasında küçük oldukları halde bunların kimler tarafından temsil edildiği tanıklardan sorulmamıştır. Her ne kadar murisin ölümünden sonra tahdit tarihine kadar geçen uzun sürede taşınmazların açıklandığı şekilde kullanılmaları ve bu kullanmaya diğer mirasçıların ses çıkarmamaları taksime dalalet eder ise de, tüm mirasçıların veya temsilcilerin iştirakiyle yapılmayan taksim geçerli olamaz. Mahkemece bu yönler üzerinde durularak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Eksik inceleme ile hüküm verilmesi isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; Mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, mahkeme kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle dava konusu taşınmazlarda, kök muris Mustafa Köstekçinin, 1947 tarihinde ölümünden sonra tüm mirasçılarının iştiraki ile rızai taksim yapıldığı, o tarihten beri de her hissedarın miras payı karşılığı kendisine bırakılan taşınmazda bağımsız ve çekişmesiz olarak tasarrufta bulunduğu, kendisine payı karşılığı yer ayrılmayan bir mirasçının mevcut olmadığı birlikte değerlendirilen yeminli tanık beyanlarından açıkça anlaşıldığına göre, mahkemece davanın kabul edilmesi doğrudur. O halde usul ve Yasa'ya uygun bulunan direnme kararının onanması gerekir.
Bir kısım davalılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy