(743 S. K. m. 908)
Taraflar arasındaki muarazanın meni davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Alaşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın görev yönünde reddine dair verilen 9.7.1992 gün ve 1991/136 Esas, 1992/159 Karar sayılı Kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 22.2.1993 gün ve 1992/14785 Esas, 1993/2108 Karar sayılı ilâmı:
( ... Davacı, davalı Hazinenin kendisinden ecrimisil istediği taşınmazın Hazineye ait olmayıp kendisinin çaplı yeri bulunduğunu ileriye sürüp, muarazanın önlenmesi isteğinde bulunmuştur.
Davalı Hazine, davacının tasarruf ettiği çaplı taşınmazın, Hazine adına kayıtlı olduğunu, bu nedenle davacıdan ecrimisil istendiğini savunmuştur.
Mahkemece, görevsizlik kararı verilmiştir. Toplanan delillerden ve tüm dosya içeriğinden Hazine adına kayıtlı 1156 parsel Nolu taşınmazın bir kısmını kullandığı gerekçesiyle davacıdan ecrimisil isteği anlaşılmaktadır. İddianın içeriği ve niteliğine göre, dava özel mülkiyete konu taşınmazda hak iddia etmek suretiyle çıkarılan sataşmanın (muarazanın) önlenmesine yöneliktir.
Özel mülkiyete dayalı sataşmanın önlenmesi, davasının genel mahkemede görüleceği de tartışmasızdır.
Hal böyle olunca, işin esasına girilip bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile görevsizlik kararı verilmesi doğru değildir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, muarazanın önlenmesi istemine ilişkindir. Taraf taşınmazları komşudur. Davacı Zekiye Muslu, davalı Hazinenin 1156 parsel sayılı taşınmazına haksız elatma olduğu iddiasıyla ecrimisil talep ettiğini, oysa; tasarruf ettikleri yerin 1154 parsel sayılı kendilerine ait taşınmaz olduğunu, Hazine taşınmazına elatmalarının bulunmadığını ileri sürerek, davalının kendilerinden ecrimisil talep etmek suretiyle yarattığı muarazanın önlenmesini istemiştir.
Uyuşmazlığın niteliğine göre olayda sağlıklı bir çözüme ulaşılabilmesi için, elatıldığı ileri sürülen yerin, taraflardan hangisinin çapı kapsamında kaldığının saptanmasını gerektireceği kuşkusuzdur.
Bunun da özel hukuk hükümleri çerçevesinde gerekli araştırma ve incelemeyi zorunlu kıldığı aşikardır.
O itibarla işin esasına girilip karar verilmesi gereğine işaret eden ve Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki karada direnilmesi Usul ve Yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy