(743 S. K. m. 931)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil dâvasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Gebze 2.Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 26.11.1991 gün ve 455-659 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 1.Hukuk Dairesinin 20.4.1992 gün ve 1566-5163 sayılı ilâmı:
(...Davaya konu, 816 parsel sayılı taşınmazın, davacıların miras bırakınlarına (Ali oğlu Mehmet Ali) ait olmasına karşın, dava dışı kişilerin aynı ismi taşıyan (Osman oğlu Mehmet Ali) den aldıkları veraset belgesi uyarınca tapu idaresinde 14.8.1986 tarihinde intikalen adlarına tescil ettirdikleri ve aynı gün davalıya satış suratiyle temlik ettikleri, toplanan deliller ve tüm dosya içeriğinden, anlaşılmaktadır.
27.12.1939 tarih 11/60 sayılı Yargıtay İçtihadları Birleştirme Kararında da belirtildiği üzere, intikal ve ferağ işlemleri için tapu idaresine bir ilmühaber vermesi, intikal işleminin ferağ ve tescil işleminden önce gelmesi zorunluluğunu ortadan kaldırmadığı gibi bu işlemlerin aynı anda yürütülmüş olması durumunda da lehine temlik yapılan kişinin edinimi (iktisabı) tapu kaydına dayanıyor demektir. Bu edimin, yalnızca iki işlemin bir ilmühaber üzerine ve aynı zamanda yapılmış olması nedeniyle yok sayılamaz. Böyle sayılabilmesi için edinenin kötüniyetle hareket etmiş olduğunun kanıtlanması gerekir. O halde, ikinci el konumunda bulunan ve kural olarak M.K.nun 931 nci maddesinin koruyuculuğu altındaki davalının kötüniyetle, elve işbirliği içerisinde hareket edip etmediğinin, maddi olguyu bilen ve bilmesi gereken kişi durumunda bulunup bulunmadığının araştırılarak değerlendirilmesi, tarafların bu yönde gösterecekleri tüm delillerin toplanması, hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, sözü edilen İçtihadı Birleştirme kararında belirlenmiş olan, ilke'ye ters düşecek biçimde aksine düşüncelerle, yazılı olduğu üzere hüküm kurulması isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
YARGITAY HUKUK GENEL KURULU KARARI :
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Dava konusu taşınmazın, davacılar miras bırakanı Ali oğlu Mehmet Ali'den geldiği, ancak isim benzerliğinden yararlanan Osman oğlu Mehmet Ali mirascıları tarafından kayıt maliki kendi miras bırakanlarıymış gibi mirasçılık belgesi alınarak, tapuda aynı gün aynı işlemle kaydın Osman oğlu Mahmet Ali mirasçıları üzerine intikalini takiben davalı Cavit Akçay'a satış suretiyle temlikinin yapıldığı toplanan delillerle anlaşıldığı gibi kısmen de, kayden belgelenmiştir.
Belirtmek gerekir ki, tapu sicilindeki kayda iyiniyetle istinat ederek mülkiyet veya diğer bir ayni hak iktisap eden kimsenin bu iktisabı, yasal himaye altındadır ve asıl olan kayden iktisap edenin iyiniyetli bulunmasıdır.
M.K.'nun 931.maddesinde de hüküm altına alınan bu husus, açıkça, kayda dayanarak iktisapta bulunanlara ilişkin olup, belgeye güvenme de söz konusu değildir.
Yine, sahte bir belgeye istinaden taşınmaz mal iktisap eden ve ilk el durumunda olan kişi, iyiniyet iddiasında bulunamaz. Nevar ki, sahte ya da geçersiz bir belgeye istinaden tapuda bir kaydın başka bir şahsa geçmesinde, o şahıs, aleyhine açılacak davalarrda iyiniyet savunmasında bulunamazsa da, ondan bu taşınmazı iktisap eden diğer bir kişi, iktisabını kayda göre yaptığı ve ikinci el durumuna geldiğindn M.K.'nun 931. maddesinin koruyuculuğu altına girer.
M.K.'nun 931. maddesine yönelik bu izahat çerçevesinde somut olaya yaklaşıldığında, öncelikle çözümlenmesi gereken sorun, davalı Cavit Akçay'ın dava konusu 816 parsel sayılı taşınmazı tapuda iktisabında, ilk elmi yoksa ikinci el mi olduğudur.
Çekişmeli taşınmaza ait tapu kaydı; velev ki, sahte de olsa kayıt malikinden alınan mirasçılık belgesiyle intikali yapılarak aynı gün davalıya satış suretiyle geçirilmiştir.
Taşınmazı mirasçılık belgesiyle üzerlerine intikal ettirenlerin, bu intikali gerçekleştirmeden, kayden başka şahsa satış yapma imkanları bulunmadığından, diğer bir anlatımla, ferağ için intikal zorunlu olduğu cihetle, temlikin, intikalin yapıldığı anda ya da daha ileri bir tarihte gerçekleştirilmiş olmasının, bu yeri intikalden sonra ikisap eden kişinin ikinci el olduğu ve kayden iktisapta bulunduğu gerçeğini değiştirmeyeceği açıktır.
Nitekim, 27.12.1939 gün 11-60 sayılı Yargıtay İnançları Birleştirme Kararında da, aynı ilke, duraksamaya yer bırakmayacak açıklıkta vurgulanmıştır.
Bu itibarla, davalı Cavit Akçay'ın kayda dayanarak iktisapta bulunan ikinci el durumunda olduğu ve o nedenle de M.K.'nun 931. maddesinin koruyuculuğu altında bulunması gerektiği belirtilerek, edinmede iyi ya da kötü niyetli olup olmadığının araştırılması gereğine işaretle bozulan ve Hukuk Genel Kurulunca da aynen benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi doğru değildir. O halde, usul ve Yasaya aykırı bulunan direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç : Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda ve Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA oyçokluğu ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy