(743 S. K. m. 618, 633)
Taraflar arasındaki "meni müdahale ve kal" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Keşan Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 8.5.1992 gün ve 1989/73-1992/64 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 1.Hukuk Dairesi'nin 8.2.1993 gün ve 1992/14136-1993/1283 sayılı ilâmı;
( ... Davacı idare vekili, Karayolları Kamulaştırma alanına davalının bina yapmak suretiyle elattığını ileri sürmüş; elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğinde bulunmuştur. Davalı, binanın kendisine ait taşınmazın kapsamında olduğunu bildirmiştir.
Gerçekten, Karayoluna ilişkin olarak Kamulaştırma işleminin yapıldığı, kesinleştiği ve krokisinin düzenlendiği anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere; kesinleşen Kamulaştırma işlemi M.K.'nun 633.maddesi hükmüne göre tescilden önce mülkiyeti Kamulaştıran idareye nakleder. Ne var ki, olayda kadastroca da tespit yapıldığı ve kişiler adına kadastrol kayıtların oluşturulduğu belgelenmiştir. Hemen belirtmek gerekir ki; kadastro tespit işlemi iptal edilinceye değin geçerliliğini korur. Bu ilkenin sonucu olarak, kesinleşen tespit işleminden sonra, delil durumuna düşen önceki mülkiyet belgelerine dayanılarak sait elatmanın önlenmesi davası açılmasına Yasal olanak yoktur. O halde, kişilere ait parsellerin kadastro tutanaklarının getirtilmesi, Kamulaştırma işleminin tapulama tespitinden önce mi, sonra mı? yapıldığının belirlenmesi; Kamulaştırma işleminin kadastro tespitinden önce yapıldığının anlaşılması halinde iptal isteğini içermeyen davanın reddine karar verilmesi; aksi halde (kamulaştırmanın kadastro tespitinden sonra yapıldığının anlaşılması halinde) yeniden oluşturulacak uzman bilirkişi kurulu aracılığıyla Kamulaştırma haritasının yerine uygulanması ve kapsamının açıkça saptanması; varılacak sonuca göre bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru değildir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, kamulaştırma sahası içinde kalan kesime, davalı tarafından ev inşa etmek suretiyle yapıldığı ileri sürülen elatmanın önlenmesi ve yıkım istemine ilişkindir.
Dava konusu yerin, davacı idareye ait kamulaştırma alanı içersinde kalmayıp kamulaştırmadan sonra gerçekleşen kadastro çalışmaları sonucu davalı adına tespit ve tescil edilen 63 parsel sayılı taşınmazın kapsamında bulunduğu mahkemece uzman bilirkişi aracılığı ile yapılan çap uygulaması ile kesin olarak saptanmıştır.
Kadastro sonucu oluşan çap, iptal edilmedikçe onun kapsamında kalan bir yer hakkında artık elde bulunan kayıt niteliğini kaybetmiş olan bir mülkiyet belgesine dayanılarak yalnızca elatmanın önlenmesinin istenemeyeceği de aşikârdır.
Bu itibarla yerel mahkemece mevcut delillerin değerlendirilmesi suretiyle davanın reddedilmesi doğrudur. O halde Usul ve Yasa'ya uygun bulunan direnme kararı onanmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA, oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy