(506 S. K. m. 112, Ek m. 14) (2829 S. K. m. 5)
Dava: Taraflar arasındaki "ihya ve tescil" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Edirne İş Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 14.5.1992 gün ve 1990/224-1992/63 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 22.2.1993 gün ve 1992/9125-1595 sayılı ilamıyla; (.. Davacı, müteveffa kocası sigortalının Askeri Fabrikalar Tekaüt Sandığında geçen sigortalı çalışmalara ait primlerini toptan ödeme şeklinde kurumdan geri aldığını şimdi ise kendisini bu primleri faizi ile birlikte geri ödemeye hazır olduğunu ileri sürmüş ve hizmetlerin ihyası ile diğer sigortalı hizmetlerle birleştirilmesini istemiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 2829 sayılı Yasanın 5. maddesinin 2. bendine göre, hak sahiplerinin ihya isteklerinin kabulüne karar verilebilmesi için ölüm tarihinden itibaren 6 ay içerisinde kurumdan talepte bulunulması gerekir. Öngörülen bu süre hak düşürücü süre olup herhangi bir şekilde uzatılamaz. Müteveffa sigortalının 21.7.1986 tarihinde ölmüş bulunmasına, davacının ise 6 aylık süre fazlasıyla geçtikten sonra 28.11.1988 tarihinde başvurmasına göre davanın reddi yerine anılan maddeyi gözardı eden bilirkişi raporu doğrultusunda kabulüne karar verilmesi usule ve yasaya aykırıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden : Davalı vekili.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava, ölen sigortalı eşin Askeri Tekaüt Sandığında geçen hizmet süresi ile ilgili toptan aldığı primleri, % 30 faiziyle birlikte geri ödemek koşuluyla hizmetlerin ihyası ile diğer sigortalı hizmetlerle birleştirilmesi istemine ilişkindir.
Davacının miras bırakanı eşi sigortalı işçi, 21.7.1986 tarihinde ölmüş, davacı eşi ise 28.11.1988 tarihinde bu konuda gerekli başvuruda bulunmuştur.
Olayda uygulanması gereken yasa, 6.5.1986 tarihinde yürürlüğe geren 506 sayılı Kanunun bazı maddelerinin değiştirilmesi ve bu kanuna ek bazı maddeler eklenmesine dair 3279 sayılı Yasadır. Anılan yasa ile eklenen ek 14. maddenin son fıkrasında, "yazılı olarak müracaat ederek hizmetin tasfiyesinde ilgililere iade edilen prim ve aidat ve toptan ödeme tutarının tamamını aldıkları tarihten yatırıldığı tarihe kadar hesaplanacak kanuni faizi ile bir defada kuruma ödedikleri taktirde bu hizmetler ihya edilerek bu kanunun uygulanmasında nazara alınır" hükmüne yer verilmiştir. Görüleceği üzere 2829 sayılı Yasa'nın 5. maddesinin 2. bendine göre hak sahiplerinin ihya isteklerinin kabulüne karar verilebilmesi için, başvuruda öngörülen altı aylık süre 3279 sayılı Yasa ile getirilen yeni düzenlemeyle kaldırılmıştır.
Bu durumda mahkemece mevcud delillerin değerlendirilmesi suretiyle davanın kabulü, açıklanan gerekçelerle doğrudur. O halde usul ve yasaya uygun olan direnme kararı onanmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarınınn reddi ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA, 3868 sayılı Yasanın 2. maddesinin "c" bendi gereğince harç alınmamasına, 02.03.1994 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy