(1086 S. K. m. 192, 288)
Dava: Taraflar arasındaki "tespit" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Aksaray 3. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 13.05.1991 gün ve 1990/715-1991/254 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 30.03.1992 gün ve 2403-2998 sayılı kararı; (... Davalıya ait minibüsün durak hakkı ile birlikte satıldığını davacı yazılı delil ile kanıtlamakla yükümlüdür (HUMK.Md. 288). Davalının tanık dinlenmesine karşı açık bir muvafakatı yoktur. Kaldı ki dinlenen tanıklar dahi minibüsün durak hakkının satılmasında yazılı bir sözleşme yapılmasının gerektiğini bildirmişlerdir. Davacı iddiasını yazılı delil ile kanıtlayamamıştır. Ne var ki davacı dava dilekçesinde vs. demek suretiyle yemin deliline de dayanmaktadır. Davacıya bu delili de hatırlatılarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken ispat hukuku yönünden deliller yanlış değerlendirilerek yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır...) gerekçesiyle bozularak
dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu`nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Özel Daire ile mahkeme arasındaki uyuşmazlık, davalı tarafından noter senedi ile davacıya satışı yapılan minibüsün, fiilen çalıştığı güzergah için hatlı olarak satılıp satılmadığı noktasında toplanmaktadır.
Hemen belirtmek gerekir ki, minibüsün durak hakkı ile birlikte satıldığı iddiası, sözleşmenin düzenlendiği tarihteki değeri itibariyle bir hakkın doğumu, devri, yenilenmesi... amacıyla yapılan hukuki işlemlerin sübutuna ilişkin düzenleme getiren HUMK.nun 288. maddesi hükmü gereğince yazılı delille ispat edilmesi icapeder.
Somut olayda, aracın noter senedi ile satılıp davacıya teslim edildiği, ancak senet içeriğinde, bu satışın durak hakkı ile birlikte yapıldığına ilişkin bir açıklığın bulunmadığı tartışmasızdır. Ne var ki davacı, minibüsçüler derneği başkanlığına, 19.04.1990 havale tarihli satıcı (C.G.)`in imzasını taşıyan ve ticari minibüsü davacı (İ.A.)`a sattım, çalışmasında hiç bir sakınca yoktur..." metnindeki yazılı bir belge sunmuştur. Bu belge altındaki atılı imzanın satıcı (C.)`ye (davalı) aidiyetinin tespit olunması halinde, davalı elinden çıkan ancak iddianın tamamen ispatına kafi olmamakla beraber bunun vukuuna karine teşkil edebilecek, HUMK.nun 292. maddesinde yeralan yazılı delil başlangıcı olarak kabul edilmesinin yerinde olacağı aşikardır. Anılan belgenin, yazılı delil başlangıcı kabul edilmesi halinde de iddianın tanık dinlenmek dahil yan delillerle kanıtlanmasına imkan tanınması gerekeceği açıktır. Bu itibarla yukarıda belirtilen esaslar dairesinde araştırma yapılması, yan delillerin ve tanık beyanlarının birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. O halde bu yön düşünülmeksizin hüküm kurulması doğru olmadığından usul ve yasaya uygun bulunmayan direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy