(818 S. K. m. 83, 413)
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul Asliye 3. Hukuk Mahkemesi'nce davanın kısmen kabulüne dair verilen 23.5.1991 gün ve 1989/445 Esas, 1991/221 Karar sayılı kararın incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmesi üzerine;
Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 28.2.1992 gün ve 1428-1495 sayılı ilamı:
(... Davacı şirketin hesabından davalıların murisleri için 49.637.65 İsviçre Frankı harcama yapıldığında çekişme yoktur. Borçlar Kanunu'nun 3678 sayılı Kanunla değişik 83. maddesi hükmüne göre yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklı, bu borcu vade veya fiili ödeme günündeki rayice göre Türk parası ile ödemesini isteyebilir davacı şirket parayı İsviçre'de davalıların murisine İsviçre Frankı olarak harcamıştır. O halde döviz olarak bu miktarı geri isteyebilir. Davacı yukarıda anılan hükme göre vade olmadığı ye davalı taraf dava ile temerrüde düşürüldüğünden dava tarihindeki kur üzerinden Türk parası karşılığını istemekte haklıdır. Ödeme tarihindeki kur üzerinden verilen kararın bu nedenle bozulması gerekir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Davacı şirket, 1984 yılında İsviçre'de davalıların murisinin tedavi giderleri için ödediği 49.632.65 İsviçre Frangı'nın, davayı açtığı, 12.3.1989 tarihindeki kur üzerinden karşılığı olan 65.385.556 TLnin davalılardan tahsilini istemiştir. Mahkeme'ce ödeme tarihindeki kur üzerinden 8.541.282 TLnin tahsiline karar verilmiş; Yargıtay Özel Dairesi'nce 3678 sayılı Kanun'la değişik Borçlar Kanunu'nun 83. maddesi gereğince dava tarihindeki kur üzerinden ödetmeye karar verilmesi gerektiğinden bahisle mahkeme kararı bozulmuştur. Ödeme, İsviçrede, İsviçre Frankı olarak yapılmıştır. Ödenen yabancı paranın, hangi tarihte ve ne şekilde iade edileceğine dair taraflar arasında herhangi bir anlaşma yoktur. Yapılan ödeme, Borçlar Kanunu'nun 410-415 maddelerinde düzenlenen vekâletsiz iş görme hükümlerine dayanmaktadır. Anılan kanunun 413. maddesinde de iş sahibinin, menfaati için yapılmış bir işte, yapan kimsenin hal icabına göre zaruri ve faydalı bulunan bütün masraflarını faizi ile ödemeye ve hakimin takdir edeceği zararı tazmine mecbur bulunduğu hükme bağlanmıştır. Bu kabulün doğal sonucu olarak da somut olayda yapılan ödeme, yabancı bir ülkede, o ülke parası ile olduğu için, Türkiye'de Türk parası olarak iadesi istendiğinde, o tarihe kadar olan kur farkından davacının zarar görmemesi gerekir. Bu nedenle, dava tarihindeki kur üzerinden ödetmeye karar verilmesi icap eder. Bu itibarla mahkemenin, ödeme tarihindeki kur üzerinden tahsile karar vermesi doğru değildir. O halde Usul ve Yasaya aykırı olan direnme kararı bozulmalıdır.
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy