(743 S. K. m. 639)
Taraflar arasındaki elatmanın önlenmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Bayındır Sulh Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 11.3.1991 gün ve 37-116 sayılı kararın incelenmesi davacı tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 14.Hukuk Dairesinin 4.12.1992 gün ve 2934-10628 sayılı ilâmı:
(...19.2.1991 tarih 4/127 sayılı Tapu Sicil Müdürlüğü yazısında 591-592-625 sahifelerdeki parsellerle 594 sayılı parsel tevhit ile 626 sahifeye gittiği, böylelikle 594 sayılı parselin sahifesi kapatıldığı anlaşılmaktadır. Davacı 594 sayılı parseli de sürüp ektiğini, zilyet olduğunu iddia etmektedir. O halde 594 sayılı parselin gittisi yeni sahifesi 626 numaralı kaydın davalılara tapudan dağıtıma tabi tutulup tutulmadığı araştırılmalı, eğer bu yeni birleştirilen taşınmazlara ait olarak davalılar davacıya nazaran üstün hakları bulunduğunu kanıtlayabilirlerse ona göre, eğer kanıtlayamıyorlarsa davacının zilyetliği kanıtladığı takdirde bu zilyetliğe vaki elatmanın önlenmesine karar verilmelidir
) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; Mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, zilyetliğe dayalı elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir.
Davacı, Mahkemece yapılan keşifte, davalıların arpa ekmek suretiyle elattıklarını ileri sürdüğü çekişmeli yeri arz üzerinde göstererek sınırlandırmıştır. Buna ancak, davacı 594 parseldeki üstün hakkına elatmanın önlenmesini de istemiş durumdadır. Tapuların tevhidinden önceki 594 parselin muhtevası tespit edilmemiştir.
Bu durumda, tapuların tevhidinden önceki 594 parsel sayılı taşınmaza ait çapın, paftasından da yararlanmak suretiyle, uzman bilirkişi aracılığıyla arz üzerinde kapsamının kesin olarak bulunması, bu yerin davalılara dağıtıma tabi tutulup tutulmadığının araştırılması ve 594 parsel sayılı taşınmazın davacının sınırlandırdığı çekişmeli alan içerisinde kaldığı ve davalılara dağıtıma tabi tutulmadığının tespiti durumunda, bu yerde zilyetlik yönünden üstün hak araştırması yapılarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekir.
Bu yönler gözetilmeksizin önceki kararda direnilmesi doğru değildir.
O halde, Usul ve Yasaya uygun bulunmayan direnme kararı bozulmalıdır.
Davacının temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda açıklanan ve Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy