(743 S. K. m. 639) (3402 S. K. m. 20, 30)
Taraflar arasındaki elatmanın önlenmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Yozgat Kadastro Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 17.7.1990 gün ve 50 E.-164 K. sayılı kararın incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 16.Hukuk Dairesi'nin 2.3.1992 gün ve 17221-3937 sayılı ilamı;
(...Dosya içeriğine, toplanan delillere ve kararda yazılı gerektirici nedenlere göre davalıların sair temyiz itirazları yerinde bulunmamaktadır. Ancak, mahkemece davacı Ali E.'ın mirasçılarının dayandığı tapu kaydının sabit sınırlı olduğu kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de, bu kabul tarzı dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Davacıların dayandığı 15.2.1945 tarih ve 47 numaralı tapu kaydı Mayıs 1944 tarih 44 numaralı kayıttan intikal etmiş olup icraen satış suretiyle oluşturulmuştur. Tapu kaydının tapu komisyonu kararı ile oluştuğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle Mayıs 1944 tarih ve 44 numaralı tapu kaydının ihdasına ilişkin tapu komisyonu kararı ile varsa krokisi getirtilerek uygulanmalıdır. Öte yandan tapu kaydının güney sınırı Mustafa vereseleri okumakta, bu kısım güney sınırında bir bölümü kapsamaktadır. Keza kaydın kuzey sınırı da tam olarak taşınmazı çevrelememektedir. Kesinleşen el atmanın önlenmesine ilişkin önceki kararın bozulmasına ilişkin ilamda da bu hususa değinilmiştir. Dört hududu itibariyle bir bütün olarak taşınmazı çevrelemeyen kayıt sabit sınırlı olarak kabul edilemez. Esasen 1944 yılında oluşan ve tapu komisyonuna dayalı kayıtta gösterilen miktar karşısında bu kadar geniş kapsamlı bir arazinin tapu kapsamında kaldığının kabulü de dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Açıklanan nedenlerle tapu kaydının değişebilir sınırlı olduğunun kabulü zorunludur. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 20/C maddesi gereğince değişebilir sınırlı kayıtların kapsamının miktarına göre belirlenmesi gerekir. Kayıt kapsamı dışında kalan arazi yönünden şartları mevcut olduğu takdirde davacılara 100 dönüm miktarında arazi verilebilir. Kayıt miktar kapsamı dışında kalan arazi yönünden zilyetlik araştırması gereği gibi yapılmamıştır. Zilyetlik konusunda bilirkişi ve tanık beyanları arasında çelişki bulunmaktadır. Bu nedenle, davacılar tarafından tasarruf olunan arazi bölümü konusunda inceleme yapılmalı, bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, davacıların miras bırakanı Ali E. adına kayıt ve belgesiz olarak tespit ve tescil edilen taşınmaz olup olmadığı soruşturulmalı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 30/2.maddesi gereğince kayıt kapsamında kısım ile zilyetlikle iktisap edilebilecek bölüm payları oranında davacılar, geri kalan bölüm Hazine adına tescil edilmelidir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi Usul ve Yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, bozmada oybirliği, nedeninde oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy