(743 S. K. m. 639)
Dava: Taraflar arasındaki tespite itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ordu-Ulubey Kadastro Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 9.10.1991 gün ve 1989/71-1991/160 sayılı kararın incelenmesi davalı temsilcisi tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 17.Hukuk Dairesi'nin 27.1.1992 gün 109-77 sayılı ilâmı;
(...893 parsel sayılı 2600 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kadastroca davacılar ve davalı Hazine adına paylı olarak tespit edilmiş ve itirazları komisyonca ret edilen davacılar aynı nedene dayanarak dava açmışlardır.
Dava konusu parsel ile daha başka taşınmazlar da kapsadığı açıklanan tapu kaydı güney yönde ormanı sınır okumaktadır. Eylemli durumda güney yönde orman olduğu saptanmıştır. Resmi belgelerle eylemli duruma ters düşen bilirkişi ve tanık sözlerine değer verilerek hüküm kurulamaz. O halde davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabul edilmesi isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
YARGITAY HUKUK GENEL KURULU KARARI:
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Davacılar, tapulamaca kendileri ile davalı Hazine adına paylı olarak tespit edilen dava konusu 893 parsel sayılı taşınmazın, bu yere revizyon gören K.Sani 1927 tarih 190 numaralı tapuları kapsamında kaldığı gibi, miras bırakanlarından intikalen zilyetliklerinde bulunduğunu ileri sürerek çekişmeli taşınmazdaki Hazine adına olan pay tespitinin iptali ile adlarına tespitini istemişlerdir.
Davacıların iddialarına dayanak yaptıkları tapu kaydı, tarlanın yarı hissesine aittir. Doğuda Ordu ve Boğukzade, batıda Latif, Ali ve Mustafa Güneyde kır ormanını okumakta olup üç hudutludur. Taşınmazın Güneyinde de eylemli olarak orman bulunmaktadır.
Uyuşmazlığın niteliğine göre, dayanak kayda kapsam tayin edilebilmesi için 1927 tarihli tapunun, tesisi bulunan 1288 tarih 93 yoklama sayılı kaydın getirtilmesi ve dış sınırları itibarıyla muhtevasının belirlenmesi, gittisi olan 927 tarihli kaydın ise bu muhteva içerisinde ve tapulama sırasında dava dışı müteaddit parsellere revizyon gördüğü gözetilerek gerektiğinde komşu taşınmazların tespitine esas alınan kayıt ve belgelerden çekişmeli, taşınmaz yönünde kimi ya da nereyi hudut okuduğu araştırılması icabeder. Kapsam belirlenmesinde kaydın, güney hududunda orman okuduğu ve orman sınırlandırması yapılmadığı bildirildiğine göre bu sınırın değişebilir nitelikte olup genişletilmeye elverişli olduğundan kaydın miktarıyla geçerli olması gerektiğinin ve üç hudutu itibarıyla belirli bir kesimi tam olarak çevirip çevirmediğinin gözetileceği kuşkusuzdur. Keza Yasa'nın aradığı koşullara uygun biçimde zilyedlik araştırmasının da yapılması ve tüm delillerin birlikte değerlendirilerek çözüme ulaşılması gerekir.
Eksik inceleme ile olayda hukuksal ve sağlıklı bir sonuca ulaşılması mümkün olamaz. Bu itibarla açıklanan biçimde bir inceleme yapılmaksızın önceki kararda direnilmesi doğru değildir. O halde Usul ve Yasa'ya uygun bulunmayan direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı temsilcisinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy