(2004 S. K. m. 72) (818 S. K. m. 53)
Taraflar arasındaki "menfi tespit ve senet iptali" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Gümüşhacıköy Asliye Hukuk Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 20.12.1990 gün ve 1989/220 Esas, 1990/620 Karar sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine;
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 1.6.1992 gün ve 1992/1770-2496 sayılı bozma ilâmı davacı vekilinin karar düzeltme talebi üzerine 16.11.1992 günlü, 10660-5950 sayılı ilâmı ile bu kere;
( ... Dava konusu senedin yanlar arasında bir alım satım nedeniyle düzenlenmiş olup olmadığı hususunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Davacının müdahil, vekili Hüseyin Aykut ile davalı H. Canbolat'ın sanık olarak yer aldığı Gümüşhacıköy Asliye Ceza Mahkemesi'nin 30.10.1991 gün, 1989/56 E., 1991/212 K. sayılı kararında herhangi bir alışveriş yapmadığı halde müdahili, H. Canbolat lehine 10.000.000. TL. bono vererek borçlandıran davalı H. Aykut'un inancı kötüye kullanmak suçundan mahkumiyetine, H. Canbolat'ın H. Aykut'un suçunu bilerek ve isteyerek katıldığına yeter kanıt elde edilemediğinden beraatına karar verildiği, ancak kararın henüz kesinleşmediği anlaşılmıştır.
Bu nedenle, davacı adına alınmış bir mal olmadığı yolundaki iddia yönünden ceza kararının kesinleşmesinin beklenmesi, ondan sonra kanıtların tümü değerlendirilerek hasıl olacak sonuç dairesinde bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekir... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
YARGITAY HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle, dosyada örneği ibraz edilmiş olan daire bozma kararında da göndermede bulunan 1989/56 E.1991/212 K. sayılı Asliye Ceza Mahkemesi kararından, davacı vekili H. Aykut'un herhangi bir alım satım yapmaksızın kendisini vekil edeni borçlandıran bono imzaladığı açıklanmak suretiyle inancı kötüye kullanmak suçundan mahkum olduğu anlaşılmaktadır. Ceza Mahkemesi kararının kesinleşmesi halinde, B.K.53. maddesi göz önüne alınarak, temyize konu davada değerlendirilmesi gerekeceği de kuşkusuz olduğuna göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy