(743 S. K. m. 132)
Taraflar arasındaki boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Afyon 1. Asliye Hukuk mahkemesince davanın reddine dair verilen 27.10.1992 gün ve 92/199-487 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine Yargıtay 2.H.D.nin 5.2.1993 gün ve 13215-869 sayılı ilamı ile; (... delil olarak celbedilen nafaka dosyasından davacının davalıyı kovduğu ve 5.1.1992 tarihinden itibaren ayrı yaşamaya başladıkları davacının 16.3.1992 tarihinde ihtar tebliği istediği ve ihtar kararının 1.4.1992 günü tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Kovma dışında başka bir olayın varlığı iddia ve ispat edilemediğine göre, kovma etkisinin 10 gün içinde geçtiğinin kabulü gerekir.
Davalı ihtar, tebliğinden itibaren bir aylık süre içinde bile dönmemekte haklı olduğunu ileri sürmediği ve süre içinde dönmemesini haklı gösterecek yeni bir olay bulunmadığına göre, davanın kabulü gerekirken yazılı düşüncelerle davanın reddi doğru görülmemiştir) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davacı vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava terk hukuksal sebebine dayalı boşanma istemine ilişkindir.
Davalı kadının müşterek evi, 5.1.1992 tarihinde terk ederek ayrı yaşamaya başladığı, koca aleyhine açtığı 20.2.1992 günlü nafaka davasına ait dava dilekçesiyle kabulündedir. Kadının, müşterek evden ayrılmasına davacı kocanın kendisini evden kovmasının neden olduğu da keza önce görülen nafaka davası sırasında saptanmıştır. Belirlenen bu duruma göre davalı kadının kovulma nedeniyle müşterek yuvayı terkte haklı sebebe dayandığı aşikardır. Ancak terkin haklı sebebe dayanmış olması terk eden eşe, süresiz olarak müşterek yuvaya dönmemekte hak bahşetmez. Davacı koca Medeni Kanunun 132. maddesinde öngörülen sürelere ve şekle uygun olarak davalıya müşterek eve dönmesi için ihtar tebliğ etmiştir. Davalı kadın ise kovma olayı dışında bir neden göstererek ihtara rağmen davet edildiği müşterek eve dönmemekte haklı bir sebebe dayandığını kanıtlayabilmiş değildir. Bu itibarla M.K. 132. maddesindeki koşulların oluştuğu gerekçesiyle davanın kabul edilmesi gerektiğine işaret eden ve HGK. ca da benimsenen özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi doğru değildir. O halde usul ve yasaya uygun bulunmayan direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının özel daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK. nın 429. maddesi gereğince bozulmasına istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine 26.01.1994 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy