(818 S. K. m. 260)
Taraflar arasındaki tahliye ve alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İzmir 7. Sulh Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 14.4.1992 gün ve 1670-580 sayılı kararın incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmesi üzerine;
Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 9.9.1992 gün ve 8473-9349 sayılı ilâmı:
(... Davacılar vekili, müvekkillerine ait taşınmazda kiracı olan davalıya 1.1.1991 tarihinden 31.12.1991 tarihine kadar olan yıllık kira bedelinden stopaj ve fon kesintisi yapıldıktan sonra hesaplanan 2.370.000 lira kira parasının ihtarnamenin tebliğinden itibaren 30 gün içerisinde müvekkillerine veya ahzu kabza yetkili vekili olarak tarafına ödenmesi ihtar edildiği halde herhangi bir ödeme yapılmadığından temerrüt sebebiyle kiralananın. tahliyesi ve 2.370.000 lira kira alacağının tahsilini istemiştir.
Davacı vekili istenen kira bedelinin banka havalesiyle davacılar vekiline gönderildiğini ve gönderilen bu paranın alınmadığını, müvekkilinin temerrüde düşmediğini, haksız ve yersiz olarak açılan davanın reddi gerektiğim savunmuştur.
Taraflar arasında yazılı kira sözleşmesi yoktur. Davalıya 7.10.1991 tarihinde tebliğ olunan temerrüt ihtarında kira parasının davacılara veya vekiline ödenmesi istenmiş, istenen bu kira parası 23.10.1991'de banka havalesi ile davacılar vekiline gönderilmiş, davacılar vekili tarafından alınmamıştır. Kira paraları kiralayanın ayağında ödenmesi gereken borçlardandır. Kiralayana bizzat ödenmesi veya PTT kanalıyla konutta ödemeli olarak gönderilmesi gerekir. Ancak böyle bir ödeme borçluyu borcundan kurtarır. Banka havalesi yasal ödeme biçimi olarak kabul edilemez ve kiralayan böyle bir havale almaya zorlanamaz. Gönderilen banka havalesinin alınmaması davacı tarafın kötü niyetli olduğunu göstermez. Davalı ihtarnamede verilen süre içinde usulüne uygun olarak kira borcunu ödememiş olmakla temerrüde düşmüştür. Bu nedenle kiralananın tahliyesine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile red kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy