(743 S. K. m. 2, 659)
Taraflar arasındaki Şufa davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Osmaniye Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 3.3.1992 gün ve 289-175 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine;
Yargıtay 6.Hukuk Dairesi'nin 20.10.1992 gün ve 11953-11641 sayılı ilamı:
(...Şufalı payın ilişkin olduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak taksim edilip her bir paydaş belirtili bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin tasarrufundaki yeri ve ona tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında o yerde hak iddia etmeyene davacının, tapuda pay satışı şeklinde yapılan işlem nedeniyle Şufa hakkını kullanması M.K.'nun 2. maddesinde yer alan objektif iyi niyet kuralı ile bağdaşmaz. Kötüye kullanılan bu hak kanunen himaye görmez. 14.2.1951 gün ve 17/1 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı uyarınca bu hususun davanın her aşamasında ileri sürülmesi, hatta mahkemenin kendiliğinden nazara alması gerekir. Savunmanın tevsii bu gibi durumlarda söz konusu değildir. Davanın bu bakımdan reddi gerekir.
Olayımızda: Şufalı payın bulunduğu taşınmazda H.Avni Besnek'e ait iken bir kısmını kendisine ayrı kalan belli bir bölümü davacının babası Ahmet Eğlenceye sattığı Ahmet'in de krokide (b) ile gösterilen 400.m2 lik belli bir kısmı oğlu davacıya sattığı davacının burayı telle çevirip ev yatığı, Ahmet Eğlence'nin kendisine kalan krokide (a) ve (c) ile gösterilen bölümleri ise eşi Pakize'ye satıp onu da davalıya 13.3.1991 tarihinde sattığı davacının da 27.3.1991 tarihinde süresinde açtığı işbu dava ile Şufalı payın iptali ile adına tescilini istediği taşınmazın taksim edildiği görülmüştür. Her bir paydaşın belli ve muayyen bir yer kullandığı mahallinde yapılan keşif, tanık beyanları ve dosya kapsamından bu seferki inceleme ile anlaşılmaktadır. Yukarıda belirtildiği şekilde taşınmaz taksim edildiğine göre, tapudaki pay satış işleminden yararlanarak Şufa hakkının kullanılması iyi niyetle bağdaşmayacağından davanın reddi gerekirken kabul kararı verilmesi Usul ve Kanun'a aykırıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi Usul ve Yasa'ya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy