(1086 S. K. m. 8) (2004 S. K. m. 269) (818 S. K. m. 260, 288)
Taraflar arasındaki itirazın iptali ve tahliye davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Mersin 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce davanın reddine dair verilen 06.12.1992 gün ve 403-1682 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine;
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 03.02.1993 gün ve 806-1070 sayılı kararı; (... Davacı, kiracısı olan davalının kira borcunu zamanında ödemediğini, yapılan icra takibindeki ihtarlı ödeme emri tebliğinin fayda sağlamadığını iddia ederek kira sözleşmesinin feshi suretiyle kiralananın tahliyesini ve alacağın tahsilini istemiştir. Dilekçede itirazın iptalinden söz edilmesi davanın niteliğini değiştirmez. HUMK. nun 8. maddesinin açık hükmüne göre kira sözleşmesine dayanan her türlü tahliye akdin feshi veya tespit davalarıyla bu davalarla birlikte açılmış kira alacağı ve tazminat davaları Sulh Hukuk Mahkemesinin görevindedir. Dava görevli Mahkemede açıldığına göre esasının incelenmesi gerekirken yazılı gerekçelerle tahliye davasının reddine, alacak ve tazminat istemine ilişkin dilekçenin görevsizlik sebebiyle reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle İİK. nun itiraz ve kaldırılması usulü başlıklı 269/b maddesinin 4'üncü fıkrasında, takibin aynı maddenin ilk bendinde gösterilen ve olaya uygun bulunan belgelere istinat etmemesi halinde ve alacaklının umumi hükümler dairesinde dava açmaya mecbur kalması durumunda, ihtarlı ödeme emrinin B.K.nun 260 ve 288'inci maddesinde yazılı ihtar yerine geçeceği hükme bağlanmış olduğuna göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy