(743 S. K. m. 639)
Taraflar arasındaki tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İzmir 7.Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 27.12.1990 gün ve 1989/1010 Esas, 1990/1052 Karar sayılı kararın incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 8.Hukuk Dairesi'nin 24.3.1992 gün ve 1991/5968 Esas, 1992/5789 Karar sayılı ilâmı;
(... Davacı, dava dışı Veyis Ş. tarafından imar ihya edilen taşınmazı 1972 yılında zilyetliği ile birlikte satın aldığını, eklemeli zilyetliğin 50 yıla ulaştığını ileri sürerek tapulama dışı bırakılan taşınmazın adına tescilini istemiş, davalı Hazine ve Belediye davanın reddini savunmuş, mahkemece davacı ve bayiinin 50-55 yıllık zilyetlikleri olduğu ve 40-45 sene öncesinden beri imar ihya edilerek tasarruf edildiği kanıtlandığından 20520 metrekare yüzölçümlü taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmiş, hükmü davalı Hazine temyiz etmiştir. Dava konusu taşınmaz 29.7.1956 tarihinde yapılan tapulamada 390 parsel numarası ile Veyis Ş. adına tespit edilmiş, Hazine tarafından geçici arazi kadastro mahkemesine 1957/1209 esas sayılı ile Veyis Ş. aleyhine açılan tespite itiraz davasının yargılaması sonucunda, (390 parselin 20520 metrekare vusatındaki devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler vasfında olduğu, herhangi bir imar ihya yapılmadığı, üzerinde 40 yıl evvel aşılandığı anlaşılan dağınık vaziyette 20 zeytin ağacı var ise de ağaçların adedinin zemin vüsatine nispeti bakımından aşılı zeytinlik vasfında da kabul olunmayacağı sabit olmuştur. Sadece 13 zeytin ağacına ait vergi kaydının da bu parsele aidiyeti anlaşılamamıştır. Tezahür eden hale göre zeminin esasen tespit ve tescile tabi olmayan ve devletin hüküm ve tasarrufu altındaki kayalık, fundalık, taşlık ve çalılıklar ile kaplı bulunmasına göre Hazine vekilinin mademki parselde imar ihya yoktur. O halde zemin Hazine adına tescil edilsin şeklindeki talebi de kabule şayan değildir.) gerekçesiyle 390 numaralı parselin davalı adına vaki tespitinin iptaline ve mezkur yerin tapulama tespiti dışında bırakılmasına 10.8.1962 tarih 594 sayısı ile karar verilmiş ve bu karar temyiz edilmeyerek 20.10.1962 tarihinde kesinleşmiştir. Özetlenen bu mahkeme hükmüne göre, taşınmazın hükmün verildiği tarihte taşlık, kayalık, çalılık yerlerden olup yasadan anlaşılan manada imar ihya yapılmamış olduğu tespit edilmiş ve bu husus kesinleşmiştir. Davacının satıcısı hakkında verilen bu hüküm halefiyet yoluyla davacıyı da bağlar. Mahkemece taşınmazın 40-45 sene evvelinden satıcı Veyis tarafından imar ihya edildiği ziraatçı uzman bilirkişi raporuna dayanarak kabul edilmiştir. Verilen bu rakam 1945-1950 yıllarını karşılamaktadır. O tarihlerde dava konusu taşınmazın imar ihya edilmediği ve zilyetlikle iktisaba elverişli yerlerden olmadığı devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden bulunduğu yukarda özetlenen mahkeme hükmü ile sabittir. Kesinleşmiş mahkeme hükmü karşısında bilirkişi beyanlarına değer verilemez. Taşınmazın kadastro mahkemesi kararından sonra imar ihya edildiği de ileri sürülmemiş ve yerel bilirkişi ile tanıklar bu hususta da bir bilgi vermemişler, 50-60 yıl evvelinden başlayan zilyetlikten söz etmişlerdir. Açıklanan bu durum karşısında davanın reddine karar verilmesi gerekirken aksine düşüncelerle yazılı şekilde hüküm verilmesi isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; Mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü.
Dava, imar-ihya hukuksal sebebine dayalı tescil istemine ilişkindir.
Davacı, dava konusu taşınmazı 3.7.1972 tarihinde satın aldığını ve o tarihten beri de bayii Veyis Ş.'in imar-ihyasını devam ettirdiğini ileri sürmüştür. Ancak kadastroca dava konusu taşınmazın, davacının bayii Veyis Ş. adına imar ihyadan bahisle yapılan tespitine karşı, Hazine'nin itirazı üzerine, kadastro mahkemesince, çekişmeli taşınmazın taşlık, kayalık, çalılık yerlerden olup, Yasa'nın öngördüğü amaca uygun bir imar-ihyanın bulunmadığı gerekçesiyle itiraz kabul edilerek, taşınmazın tespit dışı bırakılmasına karar verilmiş ve karar 20.10.1962 tarihinde kesinleşmiştir.
Dava edilen yerde, mahkeme hükmünün kesinleştiği 20.10.1962 tarihi itibariyle, taşınmazın şagili ve davacının bayii Veyis Ş.'in imar ihyasının bulunmadığına dair hükmün, davacıyı da bağlayacağı kuşkusuzdur.
Ancak, çekişmeli taşınmaz halen tapusuzdur. Hukuksal niteliği itibariyle imar-ihya yoluyla mülk edinilmesi mümkün yerlerden bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacı da, dava dilekçesinde açıkça, bayii ve kendisinin sürdürdüğü imar-ihyasına dayanmıştır. Bu durumda olayda taşınmazda imar-ihya bulunmadığına dair mahkeme kararının kesinleştiği 20.10.1962 tarihinden davanın açıldığı 4.10.1989 tarihine kadar geçen süre içerisinde 3402 sayılı Yasa'nın 17 ve 14.maddelerinde öngörülen koşulların davacı yararına gerçekleşip gerçekleşmediği hakkında araştırma ve inceleme yapılarak hasıl olarak sonucuna göre karar verilmesi gerekir.
Bu yön gözetilmeksizin, kesin mahkeme hükmüne aykırı olarak, 1945-1950 yılları arasında bu yerin davacının bayii Veyis tarafından imar-ihya edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne ilişkin önceki kararda direnilmesi doğru değildir.
O halde Usul ve Yasa'ya uygun bulunmayan direnme kararı bozulmalıdır.
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy