(743 S. K. m. 639) (6831 S. K. m. 2) (3402 S. K. m. 14, 20)
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Honaz Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 29.3.1991 gün ve 1990/-23 Esas, 1991/32 Karar sayılı kararın incelenmesi davacı tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 8.Hukuk Dairesi'nin 6.7.1992 gün ve 1991/10942 Esas, 1992/10552 Karar sayılı ilâmı;
(... Ziraatçi bilirkişi ile ormancı bilirkişiler tarafından düzenlenen raporlara göre nizalı taşınmazın 1969 yılında yapılan tahdit sırasında orman sayılmayarak tahdit dışında bırakıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemenin gerekçesinde nizalı taşınmazın 2/B uygulaması sonucu tahdit dışına çıkarıldığı bildirilmişse de böyle bir durum söz konusu değildir. Bu durumda 3402 sayılı Kanun'un 14.maddesi hükmüne göre zilyetlik yoluyla davacı adına tescil edilmiş taşınmaz bulunup bulunmadığının tapudan sorulması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; Mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Çekişmeli parselin bulunduğu bölgede yapılan orman kadastrosunun 1969 yılında kesinleştiği, dava konusu taşınmazın kesinleşen orman tahdidi dışında kaldığı, bu yerin kadastro tespitinin ise 1980 yılında yapıldığı tartışmasızdır. Özel Daire ile yerel mahkeme arasındaki uyuşmazlık, tapu kaydı miktar fazlası olan çekişmeli taşınmaz yönünden zilyetlikle kazanma şartlarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davacı tarafın dayandığı 18.9.1929 tarih 14 Nolu tapu kaydının Güney yönü, genişletilmeye elverişli nitelikte bulunan pırnallık okumakta, eylemli olarak da bu yönde orman bulunmaktadır. Değişebilir sınırlı kayıtların kapsamlarının ise miktarına değer verilerek belirlenmesi gerekir (3402 sayılı K.K.'nun madde 20/B). Yine belirtmek gerekir ki ormanların zilyetlikle kazanılması da mümkün değildir.
Bu durumda kayıt miktar fazlası olan çekişmeli parselin, değişebilir ve genişletilmeye elverişli niteliğindeki bitişik ormandan kazanıldığının kabulü icap eder. Orman tahdidinin kesinleşmiş olması değişebilir nitelikteki tapu kaydı sınırını sabit hale dönüştürmez. Tapu kaydı ve orman tahdidi dışında kalan arazi, tahdidin kesinleşme tarihinden itibaren özel mülkiyete konu olabilir. Bu itibarla orman tahdit tarihinden önceki zilyetlik hukukça bir değer taşımaz. Olayda da orman tahdidinin kesinleştiği tarihten tespit tarihine kadar 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresi dolmadığından, davanın reddine karar verilmesi isabetli olduğuna göre, Usul ve Yasa'ya uygun bulunan direnme kararının onanması gerekir.
Davacının temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy