(3402 S. K. m. 12)
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Samsat Asliye Hukuk Mahkemesi'nce davanın reddine dair verilen 24.12.1991 gün ve 1990/579 - 1991/1192 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine; Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 16.10.1992 gün ve 3902-15035 sayılı kararı;
(... Mahkemece red kararına gerekçe olarak dava konusu parselle ilgili askı ilam süresini esas almış ve askı ilanının 27.02.1976 tarihinde sona erdiği, davanın ise 06.02.1990 tarihinde açıldığı ve 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle reddine karar vermiştir. Dava konusu taşınmaz hakkında Samsat Tapulama Mahkemesi'nin 1981/12 esas 1987/19 karar sayılı dosyası ile tespite itiraz davası açılmış ve dava 11.06.1987 tarihinde sonuçlanarak 31.08.1987 tarihinde tapu siciline tescil edilmek suretiyle kesinleşmiştir. Dosyada mevcut belgelerden edinilen bu bilgilere göre tutanağın kesinleşme tarihi tapulama mahkemesine açılan davanın sonuçlandığı ve kesinleştiği tarih olması gerekir. Ve hak düşürücü sürenin hesabında bu tarih esas alınır. Davanın açıldığı tarih itibariyle 10 yıllık hak düşürücü süre dolmadığına göre işin esasının incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken Mahkemece yanılgıya düşülerek hak düşürücü süreden davanın reddine karar verilmesi isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, tapulama tespiti sonucu oluşan tapunun iptal ve tescil istemine ilişkindir. Bu istekle açılan davalarda; davanın tapu malikine yöneltilmesi zorunlu olduğu gibi, herkesin davasını açarken gerçek hasmını tespitle, davasını ona yöneltmesi de temel bir usul kuralıdır. Somut olayda, dava konusu taşınmazın, tapulama tespitine üçüncü şahıslarca itiraz edilmiştir. İtiraz tapulama mahkemesince sonuca bağlanmadıkça tespitin kesinleşmeyeceği aşikardır. Tespit kesinleşip sicil oluşmadıkça da tapulama tespiti ile belirlenen hakka karşı duran ve genel mahkemede dava açmak isteyen yönünden gerçek hasmın belli olduğundan söz edilemez. Çekişmeli taşınmazla ilgili olarak açılan tespite itiraz davasını sonuca ulaştıran Tapulama Mahkemesi kararı ise 31.08.1987 tarihinde kesinleşmiştir. 10 yıllık hak düşürücü sürenin Tapulama Mahkemesi kararının kesinleştiği tarihte başlayacağı kuşkusuzdur. Bu durumda temyize konu dava süresinde açılmıştır.
O itibarla Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy