(2942 S. K. m. 19) (743 S. K. m. 639) (3402 S. K. m. 14)
Taraflar arasındaki zilyetliğin tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Tosya Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 28.12.1990 gün ve 116-297 sayılı kararın incelenmesi davalılardan Hazine temsilcisi tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 8.Hukuk Dairesi'nin 16.3.1992 gün ve 5391-5302 sayılı ilâmı;
(...Dava tescil davasıdır. Bu tür uyuşmazlıklarda öncelikle taşınmazın tapuda kayıtlı olup olmadığının ve davacı adına sadece zilyetlik yoluyla tapuya tescil edilen taşınmaz bulunup bulunmadığının tapudan ve mahkemelerden sorulup belirlenmesi gerekir. Eksik inceleme ile hüküm verilmesi isabetsizdir... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı:
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 19.maddesi uyarınca zilyetliğin tespiti istemine ilişkindir.
Gerçekten 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 19/3.maddesinde ...zilyetin, tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde M.K.'nun zilyetlikle iktisap hükümleri dairesinde aynı usul ve şekillere göre dava açarak taşınmaz malı kamulaştırma tarihinde iktisap etmiş olduğunu ispat etmesi lâzımdır. denilmiştir. Davacıya ait 3 parça tapusuz taşınmazın ise Kastamonu Tosya Karayolu'nun yapımı nedeniyle kamulaştırıldığı dosyadaki belgelerden anlaşılmaktadır. Bu durumda davacının kamulaştırma nedeni ile anılan madde hükmü uyarınca kamulaştırma tarihine kadar kamulaştırma konusu taşınmazlar üzerinde kazanmayı sağlayan zilyetliğinin tespitini istemekte hukuki yararı bulunduğu aşikardır. Uyuşmazlığın açıklanan niteliğine göre olayın MK.639/1,3 ve 4.fıkralarında belirlenen yönteme göre incelenmesi ve bu maddede öngörülen koşulların gerçekleştiğinin davacı, tarafından kanıtlanması gerekmektedir. O itibarla Mahkemece tespite konu taşınmazın tapuda kayıtlı bulunup bulunmadığı ve kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği yoluyla mülk edinmede 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14.maddesi ile getirilen düzenleme çerçevesinde taşınmazın miktar ve niteliğine ilişkin inceleme yapılması ve tüm delillerin toplandıktan sonra birlikte değerlendirilip bir hüküm kurulması gereğince işaret eden ve Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki kararda direnilmesi doğru değildir.
O halde Usul ve Yasa'ya uygun bulunmayan direnme kararı bozulmalıdır.
Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararına yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı BOZULMASINA oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy