(743 S. K. m. 643) (3402 S. K. m. 16)
Taraflar arasındaki sınırlandırmanın iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kepsut Sulh Hukuk Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 20.03.1991 gün ve 190-49 sayılı kararın incelenmesi davalılardan Hazine vekili tarafından istenilmesi üzerine; Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 06.07.1992 gün ve 9726-10666 sayılı kararı;
(...Köy tüzel kişiliği tarafından verilen karara göre nizalı taşınmazın meradan bölünen bir yer olduğu ve bu kısmın davacıların miras bırakanı İ.G.'e satıldığı o tarihten beride davacıların zilyetliğinde olduğu anlaşılmaktadır. 4753 sayılı Yasa ile meraların satılması yasaklanmıştır. Köy ihtiyar kurulunu köy orta malı olan bir taşınmazı satmaya yetkisi bulunmamaktadır. Bu durumda satış geçersizdir. Öncesi mera olan bir yerin zilyetlik yoluyla da kazanılması mümkün bulunmadığına göre, davanın reddine karar verilmesi gerekir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, tapulamaca yapılan sınırlandırmanın iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Davacılar, tapulamaca köy merası olduğundan bahisle sınırlandırılan dava konusu 72 parsel sayılı 12.000 mı yüzölçümündeki taşınmazın, köy ihtiyar heyetince 1944 yılında miras bırakanlarına satıldığını ve o tarihten beri de bu yerde zilyed bulunduklarını ileri sürerek, sınırlandırmanın iptali ile payları oranında adlarına tapuya tescilini talep etmişlerdir. Gerçekten, dosyada tasdikli örneği bulunan köy karar defterinden köy ihtiyar heyetince 15.09.1944 tarih 32 sayılı karar ile tahminen 100 dönüm miktarında ve köy otlakıyesi olarak kullanıla gelen yerin, köylülere satılması kabul edilmiş ve bu karar gereğince de 20.09.1944 tarihinde davacıların miras bırakanlarına mera'dan verildiği belirtilmek suretiyle 10 dönüm yerin satıldığı anlaşılmıştır. Kural olarak, meralar özel mülkiyet konusu olamaz ve zilyetlikle de edinilmeleri mümkün değildir. Ne var ki çekişmeli parsele komşu bulunan ve tapulama sırasında aynı nedenle mera olarak sınırlandırılan 71, 73, ve 74 parsel sayılı taşınmazların bu tespitlerine karşı yine köy ihtiyar heyetinin satışına dayanılarak gerçek şahıslarca açılan iptal davaları kabulle sonuçlanmış ve bu yerlerde şahıslar adına sicil oluşmuştur. Ancak, köy ihtiyar heyetince, 10 dönümü davacılar miras bırakanına satılan kısım ile birlikte 100 dönümlük bir sahanın muhtelif kişilere satıldığı anlaşılmaktadır. Bunlarla ilgili tapulama tespitlerinin ve eğer yapılmışsa tespitlere itirazın ne şekilde sonuçlandırıldığı araştırılmamıştır. Çekişmeli taşınmaza komşu üç parsel hakkındaki eylemli durumun belirlenmiş olması, bu konuda sağlıklı bir çözüme ulaşılması için yeterli değildir. O itibarla, mahkemece kararlarda istikrarı ve yargıya saygıyı da gözönünde tutmak suretiyle, köy ihtiyar heyetince satışına karar verilen 100 dönümlük kesimle ilgili olarak tapulama ve sonrası itibariyle bir bütün halinde gerekli araştırmanın yapılması, taşınmazın hukuksal niteliğinin net olarak belirlenmesi, komşu parsellerle ilgili dava dosyalarının getirtilmesi ve tüm delillerin birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeksizin davanın kabul edilmesi doğru değildir. O halde, usul ve yasaya uygun bulunmayan direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy