(743 S. K. m. 639) (2644 S. K. m. 31) (3402 S. K. m. 12, 46) (1086 S. K. m. 256)
Taraflar arasındaki tapu iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Karaman 1. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 2.6.1991 gün ve 1988/472 Esas, 1991/230 Karar sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 8.Hukuk Dairesi'nin 17.10.1991 gün 4886-14118 sayılı ilamı;
(... Mahkemece dava Mülga Tapulama Kanunu'nun 31/2 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12.maddesi hükmü göz önünde tutularak reddedilmiştir. Gerçekten de, tapulama tutanağının kesinleştiği tarihten dava tarihine kadar Tapulama Kanunu'nun 31/2 ve Kadastro Kanunu'nun 12.maddesinde sözü edilen 10 yıllık hak düşürücü süre geçmiş bulunmaktadır. Ancak 10.10.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 46.maddesinin 1 ve son fıkrasında kadastroca yapılacak veya daha önce tapulama ve kadastrosu tamamlanmış bulunan yerlerde 4753 sayılı Kanun ile ek ve tadilleri uyarınca Hazine adına tespit ve tescil edilip de Hazine tarafından kamu hizmetine tahsis edilmeyen ve Hazine'nin mülkiyetinde bulunan taşınmazlar için aynı hükme dayanarak 2 yıl içerisinde iptal ve tescil davası açılabileceği öngörülmüştür. Dava, dilekçesinde; son çıkan 3402 sayılı Kanun'un uygulanmasını istemiş olduğuna göre davacının bu Kanun'un 46. maddesi hükmünden yararlanması mümkündür. Bu itibarla 46.maddenin son fıkrası hükmüne göre davanın süresinde açılmış olduğunun kabulü gerekir. İddia ve savunma çerçevesinde tarafların gösterecekleri delillerin toplanması, tanık gösterildiği taktirde bunların HUMK.'nun 259.maddesi hükmüne göre taşınmaz başında dinlenmeleri, 3402 sayılı Kanun hükümlerine göre iktisap şartlarının doğup doğmadığının araştırılması ve aynı Kanun'un 46.maddesi hükmü göz önünde tutularak uyuşmazlık hakkında bir karar verilmesi gerekirken hak düşürücü sürenin geçtiğinden bahisle davanın reddine karar verilmesi isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Mahkemece, temyize konu tapu iptali ve tescil davasında, Özel Daire bozma kararından sonra yine davanın reddine karar verilmiştir. Ne var ki, bozmadan önce dava, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12.maddesi göz önünde tutularak hak düşürücü sürenin geçtiğinden bahisle reddedildiği halde, bozmadan sonra verilen red kararında ise çekişmeli taşınmazın mera niteliğinde bulunduğu bu tür yerlerin kazandırıcı zamanaşımı yoluyla edinilemeyeceği görüşü gerekçe yapılmıştır.
Bu durumda, ortada varlığından söz edilebilecek bir direnme kararı mevcut olmayıp, bozmadan önceki kararda dayanılmayan yeni delilin esas alındığı yeni bir hüküm bulunduğunun kabulü gerekir.
O halde yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya Özel Dairesi'ne gönderilmelidir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 8. Hukuk Dairesi'ne gönderilmesine, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy