(743 S. K. m. 618, 908)
Dava: Taraflar arasındaki "elatmanın önlenmesi ve ecrimisil" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul Asliye 8. Hukuk Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 5.11.1992 gün ve 149-494 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine;
Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 19.10.1993 gün ve 3481-12392 sayılı ilâmı:
(.... Davacı belediye, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesini, 13.800.000.- lira ecrimisilin davalıdan tahsilini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüyle, 3.653.300.- lira ecrimisilin davalıdan alınmasına karar verilmiş, hüküm yalnızca belediye tarafından ve salt ecrimisil yönünden temyiz edilmiştir.
Mahkemece, işgalin 17.6.1988 tarihinde sona erdiği kabul edilmiştir. Oysa, davacı işgalin davanın açıldığı tarihine kadar devam ettiğini ileri sürmüştür. Bu konuda tanık anlatımları çelişmekte olup, toplanan diğer kanıtlar da kesin sonuç vermemektedir.
O halde, davalının elatmasının son bulduğu kesin tarihin duraksamaya yer bırakmayacak biçimde saptanması, ecrimisilin belirlenen tarihe göre hesaplanması, gerekirken noksan soruşturmayla yetinilerek yazılı biçimde hüküm kurulması doğru değildir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, "ecrimisil" isteğine ilişkindir.
Davacı belediyeye ait taşınmazda, davalının 1.6.1987 tarihinde işgale başladığı, yerel mahkeme ile Özel Daire arasında tartışmasızdır. Uyuşmazlık, işgalin sona erdiği tarihin tespitinde toplanmaktadır.
Gerçekten, yerel mahkeme, günlük gazetelerde intişar eden haberlerden de esinlenerek, bu tarihi 17.6.1988 olarak kabul etmiş; ancak, Eminönü Belediye Başkanlığı'nca İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na yazılan yazıda çekişmeli taşınmazda davalının tahliyesinin 1.3.1989 gününde sağlandığı bildirilmiştir. Davacı belediyece açılan temyize konu davada ise, 17.3.1989 dava günü itibariyle işgal ve elatmanın devam ettiği belirtilmiştir.
Uyuşmazlığın niteliğine göre takdir edilecek ecrimisil miktarının hesabında, işgalin sona verdiği tarihin saptanmasının zorunluluğu aşikardır.
Ancak, tarafların gösterdikleri ve toplanan deliller bu konuda kesin bir kanaata varmaya elverişli bulunmamaktadır.
O itibarla, bu yönün tahkik ve tespitine değinen ve Hukuk Genel kurulu'nca da aynen benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi doğru değildir.
O halde, usul ve yasaya uygun bulunmayan direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda açıklanan Özel daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı (BOZULMASINA) oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy