(1475 S. K. m. 63) (818 S. K. m. 53)
Taraftar arasındaki "rücuan tazminat" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Balıkesir İş Mahkemesince davanın reddine dair verilen 7.10.1992 gün ve 74179 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine;
Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 16.12.1993 gün ve 1228915368 sayılı ilâmı:
( ... Davanın yasal dayanağını oluşturan 1479 sayılı BağKur Kanununun 63. maddesi gereğince, davalının sorumluluğu yönüne gidilebilmesi için olayda suç sayılır eyleminin saptanması gerekir. Davada, olayla ilgili olarak davalı aleyhine ceza mahkemesinde açılan dava mahkumiyet hükmü ile sonuçlanmıştır, böylece suç sayılan eylem gerçekleşmiş olmaktadır. Bu durumda, davalının sigorta olayında sorumlu tutulması gerekir. Ceza mahkemesinde alınan rapor iş güvenliği mevzuatına uygun olarak alındığından kusur oranının tespiti için yeniden bilirkişi incelemesi yapılmasına da gerek yoktur. Mahkemece, açıklanan doğrultuda davanın esasına girilip varılacak sonuç uyarınca karar verilmesi gerekirken, burada alınan ve davalının kusursuz olduğunu belirleyen kusur bilirkişi raporuna göre davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
YARGITAY HUKUK GENEL KURULU KARARI:
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle, ceza mahkemesinde alınan ve davalının olayda kusur oranını da belirleyen raporun, iş güvenliği mevzuatı da gözönünde tutularak, yapılan değerlendirme sonucu verildiğinin, bu nedenle hukuki yönden de kanaat verici ve doyurucu bulunduğunun anlaşılmasına göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA bozmada oybirliği nedeninde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Davalının davaya konu sigorta olayı ile ilgili olarak davacıya karşı sorumlu tutulması gerektiği yolundaki çoğunluk görüşüne katılıyorum.
Ancak: Ceza davası için yaptırılan bilirkişi incelenmesi sonucu verilen rapora dayanılarak sonuca gidilmesi B.K.nun 53 maddesine ve Hukuk Genel Kurulunun 24.3.1967 gün, 1966/91378 E. 274 K. sayılı kararına uygun düşmemektedir. Ceza dosyasında alınan rapor cezai sorumlulukla ilgili olup iş güvenliği esaslarına uygun şekilde düzenlenmemiş olup hukuk davasındaki sorumluluk açısından yetersizdir.
Davalı, sanık sıfatıyla yargılandığı ceza yargılaması sonunda mahkum olduğuna göre, hukuk dosyasının yargılaması sırasında düzenlenen kusur bilirkişi raporlarındaki ve mahalli mahkeme kabulündeki gibi tamamen kusursuz sayılması da mümkün değildir.
Bu durumda gerek ceza ve gerekse hukuk davalarının yargılaması sırasında alınan kusur bilirkişi raporları iş güvenliği ve sorumluluk hukuku esaslarına uygun şekilde düzenlenmediğinden incelemeye konu ceza davasında karar vermeye yeterli değillerdir. Bu nedenle bu konularda uzman bilirkişilerden oluşturulacak heyetten yeniden rapor alınması için karar bozulmalıdır.
Yukarıda açıkladığım gerekçelerle kararın bozulması görüşünde olduğundan, çoğunluğun bozma gerekçesine katılamıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy