(818 S. K. m. 260) (1086 S. K. m. 438/1) (7201 S. K. m. 21)
Taraflar arasındaki itirazın kaldırılması tahliye davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 6. İcra Hakimliğince davanın kabulüne dair verilen 3.2.1994 gün ve 1993/834-1994/83 sayılı kararın incelenmesi davalı İdare vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 22.3.1994 gün ve 1994/3166-3660 sayılı ilamı
(...Mukavelenin özel şartlar bölümünün 4.maddesinde kiralanan mal sahibine veya ahzu kabza yetkili vekiline muhasebe usulüne uyularak ödeneceği taraflarca kabul edilmiştir. 51 örnek ödeme emri borçluya 16.11.1993 tarihinde tebliğ olunmuş borç, 6.12.1993 gününde tahakkuk müzakeresi verilme emri düzenlenip 7.1,1994 tarihinde icra dosyasına intikal etmiştir. Kira sözleşmesinin 4.maddesinde kararlaştırılan ödeme usulünün hangi şekilde ihlâl edilip temerrüdün gerçekleşeceği açıklanmadan mecurun tahliyesine karar verilmesi isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı:
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve direnme kararının verildiği tarih itibariyle H.U.M.K. nun 2494 sayılı Yasa ile değişik 438/1 1.fıkrası hükmü gereğince duruşma isteğinin reddine karar verilip dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, kesinleşen mahkeme kararı kira tespit kararına göre, kira farkı ile masraflar için girişilen icra takibine tahliye talepli ödeme emrine, tahliye isteği yönünden yapılan itirazdır. Gerçekten İcra takibi nedeniyle borçlu vekili adına çıkarılan 7/30 günlük 51 örnek numaralı ödeme emri, vekile 16.11.1993 tarihinde tebliğ edilmiştir, oysa bu ödeme emrinin borçlu vekiline değil, borçluya tebliğ edilmesi zorunludur. Bu itibarla; şekli hukukun ağırlıklı bulunduğu icra takip işlerinde bu hususun gözetilmemesi düşünülemez.
Somut olayda da; tebliğde bu usule uyulmamış olmakla, borçlu vekiline yapılan tebligat bir hüküm ifade etmez. Borçluya bir tebligat bulunmadığından borçlu vekiline yapılan tebligatla temerrüt olgusunun gerçekleştiğinin kabulü de mümkün değildir.
Hal böyle olunca; açıklanan gerekçelerle temerrüt nedeniyle tahliye isteminin reddine karar verilmek gerekirken, aksi görüşle önceki kararda direnilmesi doğru değildir.
O halde, usul ve Yasa'ya uygun bulunmayan direnme kararı bozulmalıdır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı idare vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının BOZULMASINA oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy