(2644 S. K. m. 31) (3402 S. K. m. 41)
Dava: Taraflar arasındaki tapu yüzölçümü düzeltilmesi dâvasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Çardak Sulh Hukuku Mahkemesi'nce davanın kısmen kabulüne dair verilen 26.5.1993 gün ve 1993/8-35 sayılı kararın incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 4.3.1994 gün ve 1993/6730/1994/2239 sayılı ilamı:
(... Davacı, maliki olduğu yerin aslında daha fazla olduğunu ileri sürerek tapudaki yüzölçümünün arttırılmak suretiyle düzeltilmesine karar verilmesini istemiş, mahkeme davayı kabul etmiştir.
Dava konusu taşınmazın tapu kaydı tapulama sonucu oluşmuş ve böylece hukuki ve geometrik durumu ile şekli belirlenip kesinleşmiştir. Kaldı ki tapulama tesbitinden sonra davacı ile Hazine arasında ayrıca tapu iptali ve tescil davası da görülmüş, bu davada verilen ölçüye dayalı karar da kesinleşmiştir.
Anılan nedenlerle davanın reddine karar vermek gerekirken yazılı gerekçelerle kabulü doğru görülmemiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı:
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, tapuda yüzölçümü düzeltilmesi istemine ilişkindir. Ancak, yüzölçümünün düzeltilmesi istenilen taşınmaza ait kayıt, kadastro uygulaması sonucu oluşan, dolayısı ile de geometrik durumu saptanmış çap kaydıdır.
Kural olarak, kadastrol yöntemlere uygun biçimde düzenlenmiş bulunan krokiye dayalı olarak tesis edilen tapularda, Tapu Kadastro Kanunun'da değişik 31'nci maddesi uyarınca mahkemeden yüzölçümü düzeltilmesi istenemez.
Ancak 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun teknik hataların düzeltilmesi başlıklı 41. maddesinin ilk cümlesinde ...Kadastrodan kesinleşmiş taşınmaz mallarda vasıf ve mülkiyet değişikliği dışında kalan, ölçü tersimat ve hesaplamalardan doğan fenni hatalar, ilgilinin müracaatı veya kadastro müdürlüğünce re'sen düzeltilir hükmüne yer verilmiştir. Bunu takip eden ikinci cümlesinde de düzeltme, taşınmaz mal malikleriyle diğer hak sahiplerine tebliğ olunur. Tebliğ tarihinden başlayan 30 gün içinde düzeltmenin kaldırılması yolunda sulh mahkemesinde dava açılmadığı takdirde, yapılan düzeltmenin kesinleşeceğine işaret edilmiştir.
Somut olayda uyuşmazlığın niteliğine göre, iddia çerçevesinde mahkemede dava açmadan önce düzeltmenin gerçekleşmesi için kadastro müdürlüğüne bu yolda bir başvuru yapılmış değildir. Bu durumda, açıklanan ek gerekçelerle, davanın reddini öngören ve Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenin Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki kararda direnilmesi doğru değildir. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda açıklanan ve Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy