(743 S. K. m. 639) (6831 S. K. Geç. m. 3)
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İzmir Kadastro Mahkemesince davanın reddine dair verilen 29.12.1993 gün ve 1992/61-1993/43 sayılı kararın incelenmesi davacı Hazine avukatı tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 16.Hukuk Dairesi'nin 30.6.1994 gün ve 1994/2214-6892 sayılı ilâmı;
( ...Mahkemece yapılan inceleme ve araştırma hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. 1948 yılında bu yörede Orman tahdidi yapıldığı, ancak taşınmazın tahdit içinde kalıp kalmadığı, tahdidin kesinleşip kesinleşmediği tam olarak anlaşılmaktadır. Orman tahdidinin kesinleşmesi halinde ondan sonra taşınmaz hakkında tapu oluşturulmasının hukuki mesnedi bulunmadığından oluşturulan tapuların da geçerliliğinden söz edilemez. Bu gibi yerlerin sonradan yöntemine uygun şekilde tahdidin dışında çıkarılması halinde çıkarma tarihi ile tespit tarihi arasında 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresi geçmedikçe taşınmazın Hazine adına tescili zorunludur. Mahkemece bu yönler dikkate alınarak 1948 yılında yapılan Orman tahdit ve mazbataları getirtilmek, taşınmazın tahdidin içine alınıp alınmadığı, alınmışsa kesinleşip kesinleşmediği, kesinleşme tarihi, davalılara Hazinece verilen tapu tarihleri dikkate alınmak, gerekli inceleme ve araştırma yapılmak ve sonucuna göre karar verilmek gerekir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı:
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Yerel Mahkeme ile Özel Daire arasındaki uyuşmazlık, tapu kaydı miktar fazlasını oluşturan taşınmazın davaya konu olan bölümünün zilyetlikle kazanılmasının mümkün olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Çekişmeli parselin, 3116 sayılı Kanun'a göre yapılan ve 1948 yılında kesinleşen Orman tahdidi kapsamında kaldığı mahkemece toplanan ve doğru olarak değerlendirilen delillerle saptanmıştır. Taşınmazın 9190 metrekare miktarındaki bölümünün, Hazine tarafından 23.11.1950 tarih ve 70 numaralı tapu kaydı ile davalıların bayine temlik olunduğu ve kayıt maliklerinin 6831 sayılı Orman Kanunu'nun muvakkat 3. maddesi uyarınca Orman Genel Müdürlüğü aleyhine elatmanın önlenmesi davası açtıkları, İzmir Asliye 5.Hukuk Mahkemesi'nin 19.6.1958 gün 1957/539 esas ve 1958/475 sayılı kararı ile de taşınmazın tapu kaydı kapsamında kalan bölümünün Orman sayılmayan yerlerden olduğuna karar verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmıştır. HUMK.'nun 237. maddesi gereğince kesinleşen karar taraflar yönünden bağlayıcı niteliktedir. Kesinleşen kararda tapuya atıf yapılarak hüküm kurulmuştur. Dayanak tapu kaydının 3.sınırı Cebel okumakta, eylemli olarak bu sınırlarda ise Orman bulunmaktadır. Orman sınırı değişebilir nitelikli sınırdır. Değişebilir sınırlı kayıtların kapsamının kaydın miktarına değer verilerek belirlenmesi zorunludur. Kayıt kapsamı dışında kalan bölümün Ormana el uzatmak suretiyle elde edildiğinin kabulü gerekir. Orman olan taşınmazın ise zilyetlikle kazanılması mümkün değildir. Orman dışına çıkarma tarihinden tespit tarihine kadar 20 yıllık süre geçmemiştir. bu itibarla kayıt miktar fazlası yönünden zilyetlikle kazanma şartlarının davalı taraf yararına oluştuğu kabul edilemez. Hal böyle olunca; Hazine tarafından açılan davanın kabulü ile taşınmazın 9190 metrekare miktarındaki bölümünün davalılar, kayıt miktar fazlasını oluşturan 4659.58 metrekare miktarındaki bölümünün de ifrazen davacı Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken önceki kararda direnilmesi doğru değildir. O halde, Usul ve Yasa'ya uygun bulunmayan direnme kararı bozulmalıdır.
Davacı Hazine avukatının temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy