(743 S. K. m. 641) (3402 S. K. m. 17) (2644 S. K. m. 15)
Taraflar arasındaki tespite itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Fatsa Kadastro Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 13.3.1992 gün ve 1989/1431992/35 sayılı kararın incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmesi üzerine;
Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 3.3.1993 gün ve 1993/21662333 sayılı ilamı:
(... Mahkemece, çekişmeli parselin bataklık sazlık ve göl iken imar-ihya edilerek kültür arazisi haline getirildiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Öncesi bataklık ve sazlık olan taşınmazlar kural olarak Medeni Yasanın 641. maddesi uyarınca devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olup özel mülkiyete konu edilemez ve zilyetlikle kazanılamaz. Taşınmazın yetkili mercilerden izin alınmadan yasalara aykırı biçimde bataklığın kurutularak tarım toprağı haline getirildiği konusu taşınmasızdır. Bataklıkların kurutulması ve bundan elde edilen topraklar hakkındaki 5516 sayılı Yasa hükümleri uyarınca kurutulma koşulları yerine getirildiğinden elde edilecek toprakların kurutanlara tahsis ve tescil işlemi ancak idarece yetkili organlarca yapılabilir. Taşınmaz davacıya idarece usulüne uygun olarak resmi şekilde tahsis edilmediğine göre bu koşullar dışında bataklıkların yahut kurutulmuş olan yerlerin kazandırıcı zamanaşımı zilyetlik yolu ile kazanılması mümkün olmadığından davanın reddi ile nizalı parselin Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken aksine düşüncelerle kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile ilgili kazanılma koşullarının davacı yararına gerçekleştiğinden bahisle zilyedi adına tesciline karar verilmesi isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü: Dava, kadastro tespitine itirazdır.
Tapulamaca dava konusu 1533 ve 1522 parsel numaralı taşınmazlar, Yasanın öngördüğü biçimde kurutma işleminin yapılmadığı gerekçesiyle davalı Hazine adına tespit edilmiştir.
Davacının tespite karşı yaptığı itirazın komisyonca reddedilmesi üzerine süresinde Kadastro Mahkemesinde temyize konu dava açılmıştır.
Davacı 1533 ve 1522 parsel numaralı bataklık mahiyetindeki göl niteliğinde bulunan taşınmazları, Köy Muhtarlığı'nın ilçe Kaymakamlığından aldığı direktif üzerine yaptığı teşvike dayanarak drenaj kanalları açmak suretiyle kuruttuğunu ve kurutmanın tamamlanmasını müteakip 1957 yılında bu yerin adına vergiye kaydedildiğini, 1956 yılından itibaren de tarım arazisi haline dönüşen çekişmeli taşınmazda zilyet bulunduğunu ileri sürerek Hazine adına yapılan tespite itiraz etmiştir.
Gerçekten evveliyatı itibarı ile bataklık mahiyetinde göl ve sazlık olan dava konusu 1533 ve 1522 parsel numaralı taşınmazların çevresindeki diğer taşınmazlar ile birlikte Köy Muhtarlığının, kurutulan yerlerin Tapu Kanunu'nun 15 nci maddesi uyarınca kurutanlara verileceğine ilişkin teşviki üzerine Köylülerce ve bu arada davacı tarafından, drenaj kanalları açılmak suretiyle 1939 yılında kurutma işlemine başlanarak, 19551956 yıllarında bu işlemin tamamlandığı ve 1957 yılında kurutanlar adına kuruttukları kısımlarla ilgili vergi kayıtlan ihdas edildiği tartışmasızdır.
Hemen belirtmek gerekir ki; sazlık bataklık ve bataklık mahiyetindeki göller, devletin hüküm ve tasarrufunda olup, özel mülkiyete konu teşkil edilemez. Bu tür yerler bir ülke için doğa zenginliği teşkil edip, kurutulup yok edilmesi değil, korunması gereken yerler olarak değerlendirilmelidir. Bunlar kurutulmasının yöredeki ekolojik dengeye de olumsuz etkide bulunacağı kuşkusuzdur.
Yine bu gibi yerlerin zilyetlik ve imar ihya ile edinilmesi de kural olarak mümkün değildir, ancak, bu konudaki 5516 sayılı Bataklıkların kurutulması ve bundan elde edilecek Topraklar hakkındaki (özel) Kanun hükümleri çerçevesinde kazanma mümkün olabilir. Olayda, kurutma işlemine başlanıldığı 1939 tarihi itibarı ile konuya ilişkin düzenleme içeren yalnızca Tapu Kanunu'nun 15/1 inci maddesi mevcuttur. Anılan madde'de sadece doldurma suretiyle kurutmalar ele alınmış ve bunun içinde devletçe veya Vilayetçe verilecek izin öngörülmüştür.
Doldurma suretiyle kurutma dışında herhangi bir usulle yapılacak kurutmalarda izlenecek yola ilişkin ilk düzenleme ise, 23.1.1950 tarihinde yürürlüğe giren 5516 sayılı Kanunun mülga geçici 2 nci maddesi ile getirilmiştir. Anılan maddede, 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 15 nci maddesinin 1 nci fıkrası şümulü haricinde kalan bir usulle, 29.12.1934 tarihinden sonra kurutulan bataklık, bataklık mahiyetinde olan göl, su birikintilerinin, hususi şahıslar namına tapuya tescil edilmemiş ise, kurutup zilyetliği devam edenler adına harçsız ve bedelsiz olarak tapuya tescil olunacağı hükme bağlanmıştır.
Tapu Kanunu'nun 15/1 maddesine göre; doldurma yolu ile yapılacak kurutmalarda, resmi makamlardan izin alınması gerektiği halde, doldurma dışındaki herhangi bir usulle kurutma durumunda kurutmaya başlanması için bir izne gerek bulunmadığı da, 19.3.1954 gün 1954/33 esas ve 1954/70 karar sayılı Danıştay içtihadı Birleştirme Kararı gereğidir.
Dava konusu 1533 ve 1522 parsel numaralı taşınmazların kanal açmak suretiyle kurutulmasına başlanıldığı tarih itibarı ile bu işe başlanması için resmi makamlardan izin alınmasına gerek yoksa da, kurutma işlemi 5516 Sayılı Yasa'nın yürürlüğe girdiği tarihe kadar tamamlanmamış olduğu cihetle 5516 Sayılı Yasa'nın geçici 2 nci maddesi dairesinde bu yeri iktisap etme bakımından davacı yararına usulü kazanılmış hak doğmamıştır.
5516 Sayılı Yasa'nın anılan geçici 2 nci maddesi de 23 Haziran 1952 tarihinde yürürlüğe giren 5963 sayılı Yasa ile kaldırılmış ve yerine getirilen geçici madde de bu kez; 5516 sayılı Kanuna göre başlanmış olan muameleler ne safhada bulunursa bulunsun 1.1.1952 tarihine kadar fiilen kurulma işlemine başlanmamış ise hükümsüz sayılacağı belirtilmiştir.
Bu tür yerlerin herhangi bir usulle kurutulması suretiyle iktisabında izlenmesi gereken yola ilişkin Yasal düzenlemeler birlikte değerlendirildiğin de; Yasa Koyucu'nun kurutma ile ilgili Özel Yasa hükümleri çerçevesinde ve belirli koşullara riayet halinde kurutanlar adına iktisaba imkan sağladığı ve özellikle kurutma işlemine bilfiil başlamaya özel bir ağırlık verdiği anlaşılmaktadır.
Dava edilen yerlerin 30 seneyi aşkın süredir, davacının zilyetliğinde bulunduğu ve kurutma nedeniyle kendi adına bulunan vergi kaydı kapsamında kaldığı tartışmasızdır. Bundan hariç olarak kurutulan yerde genelde 1 ila 2 dönüm miktarlar arasında değişen 113 parsel bulunmaktadır. Bunlara büyük çoğunluğu' da aynı nedene dayalı olarak, kurutanlar tarafından açılan davalar kabul suretiyle sonuçlanmış, derecattan geçerek kesinleşmiş ve bu yerleri kurutanlar adlarına tapuya tescil edilmiştir.
Emsal nitelikteki davalarda verilen kararlarda birlikteliğin sağlanması da yargıda saygınlığın gereğidir. O itibarla olaya bu açıdan yaklaşıldığında; somut olay adaleti de gözetilerek davanın kabulüne ilişkin kurulan yerel mahkeme kararı usul ve yasaya uygun olduğundan onanmalıdır.
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy