(743 S. K. m. 639)
Taraflar arasındaki tespite itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Malazgirt Kadastro Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 11.9.1992 gün ve 1980/182-1992/99 sayılı kararın incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 17.Hukuk Dairesi'nin 8.4.1993 gün ve 980/3749 sayılı ilamı:
(...Kadastro sırasında 133 parsel sayılı 16000 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz Aralık 1965 tarih 94 Nolu tapu kaydı ile Hazine adına tespit edilmiştir. İtirazı kadastro komisyonunca reddedilen davacı vergi kaydı ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece, davanın kabulüne ve dava konusu parselin davacı Mehmet oğlu Halit D. adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
58 Nolu toprak tevzi komisyonunca 1962 yılında tanzim edilen belirtme tutanağında davacı bilirkişi olarak hazır bulunmuş ve Hazine adına düzenlenen tutanağı imza etmiştir. Bilirkişi olarak tutanağı imza eden davacının tutanaktaki beyanının aksini iddia etmesi mümkün değildir. Davacı belirtme tutanağındaki beyanıyla bağlıdır. Bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı:
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, Toprak Tevzi Komisyonunca düzenlenen belirtmelik sonucu davalı Hazine adına yapılan tespitin zilyetliğe dayalı olarak iptal ve tescil istemine ilişkindir.
Davacının adı Halit D. olduğu gibi, tespite dayanak yapılan toprak tevzi komisyonunca düzenlenen belirtmelikte bilirkişi olarak imzası bulunanlardan birisinin adı da yine Halit D.'dir.
Kural olarak, belirtme tutanağının düzenlenmesi sırasında hazır bulunan ve Hazine adına tanzim edilen tutanağı bilirkişi olarak imzalayan kişinin, bu tutanaktaki beyanının aksine iddiada bulunması kabul edilemez. Ancak; tutanak mümzii ile davacının aynı şahıs olmadığı yolunda ileri sürüş mevcuttur. Ne var ki bu ileri sürüş kanaat verici biçimde açıklığa kavuşturulamamıştır.
Bu durumda; Davacı ile belirtmelik mümzii Halit D.'in nüfus kayıtları getirilerek baba ve ana adları ile doğum tarihleri de karşılaştırılmak suretiyle, aynı şahıs olup olmadıklarının, gerektiğinde yan delillerden de istifade suretiyle kesin olarak saptanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi icap eder.
Bu yön gözetilmeksizin, tereddütler yeterince giderilmeden eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru değildir.
O halde, Usul ve Yasa'ya uygun bulunmayan direnme kararı bozulmalıdır.
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda belirtilen nedenlerle BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy