(743 S. K. m. 6, 639)
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Malazgirt Kadastro Mahkemesince davanın reddine dair verilen, 9.10.1992 gün ve 15-131 sayılı kararın incelenmesi davacı Hazine vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin11.10.1993 gün ve 8232-10790 sayılı ilamı;
( ... Çekişmeli parsel üzerinde davalı yararına, Hazine adına tapu kaydının oluşturulduğu tarihe kadar zilyetlik yoluyla mülk edinme koşulları oluştuğundan söz edilerek Hazine davasının reddine karar verilmiştir.
Ne var ki, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm kurmaya yeterli değildir. 4753 sayılı Yasa uyarınca Hazine adına oluşturulan tapu kaydının dayanağı olan belirtme tutanağında çekişmeli taşınmazın hali mera olduğu vurgulanmıştır. Komşu parsel tutanak ve dayanağı kayıtlar getirtilip yerine uygulanmamış ve yörede mera tahsisi yapılıp yapılmadığı konusunda bir soruşturma da yapılmamıştır.
Uyuşmazlığın sağlıklı bir sonuca ulaştırılması için Hazine adına oluşturulan tapu kaydından önce dava konusu taşınmazın mera olup olmadığı, mera değilse tapu tesis tarihine kadar davalı yararına zilyetlik yoluyla mülk edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği noktasında toplanmaktadır. O halde itirazlı olsa dahi komşu parsellere ait kadastro tutanağı ve dayanağı kayıt ve belgeler ile yörede mera tahsisi yapılmışsa tahsis kararı ve haritası getirtilmeli, ondan sonra komşu köylerden seçilecek yerel bilirkişiler ve aynı şekilde tarafların komşu köylerden gösterecekleri tanıklar aracılığıyla yerine uygulanmalı taşınmaz öncesinin geleneksel biçimde kullanılan kadim mera olup olmadığı yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı olaylara dayalı olarak sorulmalı, mera tahsisi yapılmış ise haritası uygulanmalı, itirazlı olan komşu parseller hakkındaki davaların birleştirilerek yargılamanın birlikte sürdürülmesinde yarar bulunup bulunmadığı ve komşu parseller hakkında açılan davalar sonucunda verilip kesinleşen kararlar var ise getirtilip davaya etkisi üzerinde durulmalı, komşu kayıtlar uygulanmak suretiyle tanık ve bilirkişi sözlerinin doğruluğu denetlenmeli, eylemli duruma ve resmi kayıtlara (belgelere) ters düşen bilirkişi ve tanık sözlerine değer verilemeyeceği düşünülmeli, bu suretle toplanacak delillere göre çekişmeli parselin mera olmadığı sonucuna varıldığı takdirde, tapu kaydının oluştuğu tarihe kadar davalı yararına 3402 sayılı Yasanın kısıtlayıcı hükümleri de nazara alınarak zilyetlikle mülk edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği zilyetliğin hangi tarihte başladığı, nasıl sürdürüldüğü, kimden kime kaldığı tartışılıp değerlendirilmeli, toprak yapısı hakkında bilgi alınmalı, uzman bilirkişiye keşfi izlemeye olanak verecek şekilde kroki çizdirilmeli ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmelidir....) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararın süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, tapulama tespitine itirazdır.
Davacı Hazine Tapulama komisyonunca tespiti davalı adına düzeltilen dava konusu 332 parsel sayılı taşınmazda, davalı yararına kazandırıcı zamanaşımı yoluyla edinme koşullarının gerçekleşmediğini ileri sürerek, ilk tespit gibi karar verilmesini talep etmiştir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, kural olarak, Hazine arzın asıl sahibidir. Hazinenin kendisine ait olduğu iddiasına karşı çıkan tarafın, bu savının kanıtlaması gerekir.
Somut olayda da, çekişmeli yerde edinme koşullarının gerçekleştiği iddiasını ispat külfeti, davalı gerçek şahsa aittir.
Ne var ki, davalı iddiası doğrultusunda bir delil getirmiş değildir. Davacı Hazinenin dinlettiği tek tanık ise, davanın çözüme ulaştırılmasında kanaat vermekten uzak bir beyanda bulunmuştur.
Bu durumda, olayda, hukuksal ve sağlıklı bir çözüme ulaşılabilmesi için, ispat külfetinin davalıya düşeceği de gözetilerek, delillerin istenmesi, gösterdiğinde toplanması, varsa davacı delillerinin de değerlendirilmesi suretiyle hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekir.
Bu husus gözetilmeksizin eksik inceleme ile davanın reddine ilişkin hüküm kurulması doğru değildir.
O halde, Usul ve Yasaya aykırı bulunan direnme kararı, bu nedenle bozulmalıdır.
Davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy