(1086 S. K. m. 73) (743 S. K. m. 372, 374)
Taraflar arasındaki vasi atamasına itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Bolu Asliye Hukuk Mahkemesi'nce davanın reddine dair verilen 1.2.1993 gün ve 1993/10529 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine;
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 21.6.1993 gün ve 1993/5711-6344 sayılı ilamı:
(... Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 73. maddesi, Kanunun gösterdiği istisnalar dışında Hakimin iki tarafı dinlemeden yahut iddia ve müdafaalarını beyan etmeleri için kanuni şekillere tevfikan davet etmedikçe hüküm verilemeyeceği kuralını getirmiştir. Dava vasinin şahsına itiraz niteliğindedir. Bu konuda yasada evrak üzerinde karar verilebileceğini öngören bir hüküm de yoktur. O halde mahkemece yapılacak iş, duruşma açmak, tarafların delillerini toplamak ve hasıl olacak sonuca göre bir karar vermeden ibarettir. Bu yön gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve Yasa'ya aykırıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava; vasi'nin şahsına itirazdır.
MK. nun 372. maddesinde; Vasi'nin tayini kendisine tebliğ edildiği günden itibaren 10 gün içerisinde Kanuni mazeretini beyan ile vasi'likten itiraz edebileceği (çekinebileceği) vurgulandıktan sonra, maddenin son fıkrasında; Sulh Mahkemesinin Vasilikten itirazı veya vasiye itirazı kabul etmesi halinde yeniden bir vasi tayin edeceği belirtilmiş, kabul etmemesi halinde ise bir karar verilmek üzere keyfiyeti raporla Asliye Hukuk Mahkemesine göndereceği hükme bağlanmıştır.
374. madde de; Asliye Mahkemesinin, kararını yalnızca vasi'ye ve Sulh Mahkemesine tebliğ edeceği açıklanmıştır. Yasa'da vasi'nin şahsına karşı itirazda bulunana itirazı ile ilgili verilen kararın tebliği öngörülmemiştir.
İtirazın, kendisine vasi tayin edilenin hacir altına alınmasına değil de, tayin edilen vasi'nin şahsına yönelik olması durumunda, konuyla ilgili olarak MK. nun getirdiği düzenleme ve işin önemi ile müstaceliyeti gözetildiğinde; Asliye Mahkemesinin, MK. nun 372. maddesi son fıkrası çerçevesinde Sulh Mahkemesi'nce itirazın reddine dair verilen karar ve buna ek olarak düzenlenerek gönderilen rapor üzerine duruşma açmadan inceleme yaparak karar verebileceği ve Asliye Mahkemesi'nce verilen bu kararın kesin olduğunun kabulü gerekir.
Bu itibarla; yerel mahkemenin mevcut delillerin değerlendirilmesi suretiyle Asliye Mahkemesi'nce alınan kararın kesin olduğuna değinen direnmesi yerindedir.
O halde usul ve Yasa'ya uygun bulunan direnme kararı onanmalıdır.
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA 29.06.1994 gününde yapılan ilk görüşmede yeterli çoğunluk sağlanamadığından, 2. görüşmede oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy