(743 S. K. m. 2, 134)
Taraflar arasındaki "boşanma" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İzmir Asliye 9. Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 27.5.1993 gün ve 454-365 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 16.11.1993 gün ve 9167-10943 sayılı ilamı;
( ... Dava ve istek Medeni Kanunun 134/son maddesi gereğince fiili ayrılık sebebi ile boşanma davasıdır.
Bu madde gereğince boşanmaya karar verilebilmesi için boşanma sebebi ile açılan davanın reddine karar verilmesi, kararın kesinleşmesinden sonra her ne sebeple olursa olsun üç yıl içinde evlilik birliğinin yeniden kurulmamış olması gereklidir.
Davacı tarafından açılan ve retle sonuçlanan İzmir 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1988/663 Esas - 1989/221 Karar sayılı kararı 9.6.1989 tarihinde kesinleşmiş, bu dava ise üç yıl geçtikten sonra 19.6.1992 tarihinde açılmıştır.
Dinlenen davacı tanıkları tarafların 1988 yılından beri ayrı yaşadıklarını bildirmişlerdir. Davalı tanığı olarak dinlenen tarafların çocukları anne ve babalarının bir araya getirmeyi düşündüklerini, bu sebeple vesile yaratarak anneleri tanık Belginin evinde bulunduğu sırada babalarını çağırdıklarını, bir süre tarafların bu evde birlikte kaldığını ancak, davalının davacıya kötü davranması ve alkol alışkanlığını bırakmaması sebebi ile beraberliklerinin devam etmediğini beyan etmişlerdir.
Müşterek evlilikten olma çocukların anne ve babalarının bir arada yaşamalarını arzu etmeleri ve bunu sağlamak için de vesileler yaratmaları tabiidir.
Ancak tanık beyanlarından da açıkça anlaşıldığı üzere taraflar her ne kadar bir araya gelmiş iseler de görüşmeleri sonucu evlilik birliği kurulamamıştır. Aksi düşünce ayrı yaşayan eşlerin bayram veya diğer günlerde çocuklarının evlerinde dahi bir araya gelmemeleri sonucunu doğurur.
Diğer yönden davalı her ne kadar evlilik birliğinin yeniden kurulduğunu savunmakta ise de, İzmir 10. icra Müdürlüğünün 1989/849 Esas sayılı dosyasında davacı hakkında nafaka dolayısı ile yaptığı icra takibini ara vermeksizin devam ettirmiş ve en son 12.8.1992 tarihinde de icra veznesindeki parayı almıştır.
Davalının bir yandan evlilik birliğinin yeniden kurulduğunu savunması, öbür yandan ise davacıdan icra kanalı ile nafaka tahsil etmesi Medeni Kanunun 2. maddesinde belirtilen hüsnüniyet kaideleri ile bağdaşmaz. O halde Medeni Kanunun 134/son maddesi de belirtilen şartlar olmuştur. Boşanmaya karar verilmesi gerekirken davanın reddi doğru görülmemiştir.. ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
YARGITAY HUKUK GENELE KURULU KARARI:
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi Usul ve Yasa'ya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, oyçokluğuyla karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy