(743 S. K. m. 639) (3402 S. K. m. 14, 30) (766 S. K. m. 54)
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itirazdavasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Mersin Kadastro Mahkemesince davanın reddine dair verilen 14.9.1990 gün ve 1990/101-264 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine,:
Yargıtay 7.Hukuk Dairesi'nin 1.3.1991 gün ve 1991/3155-2606 sayılı ilamı;
(...Dava konusu taşınmazın tespitten önce kesinleşen orman tahdit harita ve tutanağı kapsamı dışında kaldığı mahkemece yapılan keşif ve uygulama, uzman bilirkişi raporu, toplanıp değerlendirilen diğer delillerle belirlenmiştir. Bu nedenlerle; orman idaresinin diğer temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14.maddesinde bir kişinin aynı çalışma alanı içinde sulu toprak 40 dönüm, kuru toprakta 100 dönüm taşınmaz edinebileceği öngörülmüştür. Mahkemece bu yönde bir araştırma yapılmamış, tespit tutanağı içeriği ile yetinilmiştir. Oysa ki, aynı kişinin tespit tutanağına yansımayan başka taşınmaz edinmesi mümkün olduğu gibi, kişinin belgesiz zilyetlikle edindiği başka taşınmazlar varsa bunların yasal anlamda kuru ya da sulu toprak olup olmadığının da belirlenmesi gerekmektedir. O halde, mahkemece Kadastro Müdürlüğü, Tapu Sicil Müdürlüğü ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğü'nden sorularak davalı tarafın belgesiz zilyetlikle edindiği taşınmazlar 40 dönümden fazla ise bu taşınmazların Köy Hizmetleri İl Müdürlüğü ve Devlet Su İşleri'nden sorularak 3083 sayılı Kanun'a göre devlet tarafından sulanan arazi olup olmadığının belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken böylesine bir inceleme yapılmamış olması isabetsizdir... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı:
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Kadastroca, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği esas alınmak suretiyle davalı adına tespit edilen dava konusu 2320 m2 yüzölçümlü 26 parsel sayılı tarla nitelikli taşınmazın, orman tahdit alanı dışında kaldığı, orman sayılan yerlerden olmadığı uzman bilirkişisi aracılığıyla, orman tahdit haritası uygulanmak suretiyle, yapılan keşif sonucu kesin olarak saptandığı gibi, Özel Daire ile yerel mahkeme arasında da bu konuda bir görüş aykırılığı mevcut değildir.
3402 sayılı Kadastro Kanunu, mülga 766 sayılı Tapulama Kanunu'nun kadastro mahkemelerince gerçek hak sahibinin araştırılıp belirlenmesine olanak sağlayan geniş kapsamlı 54 ncü maddesi paralelinde bir hüküm taşımamaktadır. Bu hükme 3402 sayılı Yasa'nın 30.maddesinde daraltılarak yer verilmiştir. Somut olayda ise uyuşmazlığın niteliğine göre 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 30/2.maddesinde öngörülen hakimin re'sen lüzum gördüğü diğer delilleri toplaması ve sonucuna göre hüküm kurmasını gerektirecek hallerden biri mevcut değildir.
Bu itibarla mahkemece mevcut delillerin değerlendirilmesi suretiyle davanın reddedilmesi doğrudur. O halde Usul ve Yasa'ya uygun bulunan direnme kararı onanmalıdır.
Davacı idare vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy